KÖY SOĞANI

Gülmeyiniz, ayniyle vaki. Genellikle pazara gittiğimizde köylü kardeşlerimizin üretip, kendi elleri ile sattıkları ürünleri alırız. Ne kadar zorlukla, el emeği alın teri ile üretildiğini bir tarımcı olarak yakinen biliyoruz. Fiyatını da önemsemeyiz. Zira verdikleri emek, her türlü fiyatın üzerinde olup, paha biçmek mümkün değildir. Geçen gün, Salı Pazarında bir köylü ablamızın tezgâhında kuru soğan gördük. O kadar kötü ki; anlatamayız. Büzüşmüş. Yamuk yumuk bir şey. İlginç olan nedir biliyor musunuz? Üzerine bir etiket koymuş; köy soğanı 5 lira. Gülmemek mümkün değil. Köy yumurtasını duyduk da köy soğanı ile ilk defa karşılaşıyoruz. Bu köy soğanı ise diğerleri ne soğanı? Şehir soğanı mı ya da belde soğanı mı? Gül Allah gül. Teyzem ne yapsın; piyasa olsun diye köy soğanı yazmış. Anlaşılıyor ki organik demek istemiş. Biliyoruz, merak ettiniz soğanı aldık mı diye. Almadık. Zira bir şeye benzemiyordu.

İTHAL SOĞAN

Hazır konu soğandan açılmışken, ithal soğana da gelelim. Hükümet, soğandaki gümrük vergilerini sıfırlayıp, ithal yetkisi verdi. Malum kesim hemen feveran etmeye başladı. Efendim yerli üretici ne olacakmış? Yahu, bu yerli üretici dediğiniz kişiler, soğan tüccarları demediler mi; “Hastalık var. Yeteri kadar soğan yok, şimdi depolardan çıkarırsak ilkbahara kalmaz, memleket soğansız kalır.” Piyasaya arz edecek mal yoksa talepte varsa, eksikliği tamamlamak şarttır. Tabii ki, bu boşluğu fırsat bilip, vatandaşın soğanı ile oynayanlar meydana çıkmış oldu. Tabiidir ki, bunların haksız kazanç elde etmesine göz yumulamaz. Bu arada, sebze meyve fiyatları büyük zam gördü. Mesela patlıcan 10-12 lira. Almamak lazım. Her şeyi mevsiminde tüketmek en iyisi. Ancak soğan öyle değil ki. 365 gün gerekli. Zaten bu fırsatçılar da bunun hayati bir ürün olduğunu bildikleri için, bu vurgunu yapıyorlar. “Ne olacak bu memleketin hali?” diye sormak lazım. Bir gün patatesle, bir diğer gün salatalık, soğan, domates ile oynuyorlar. Hiç Allahtan korkmuyorlar mı? Haram, zıkkım olsun.

KAHKAHA

Aslında soğanın bir tanesi 1,5 lira desek, fıkra yerine geçer ama yine de yüzünüzü biraz gülümsetelim. Fıkra Nasrettin Hoca’dan.

Nasrettin Hoca pazarda dolaşırken, bir papağanın on iki altına satıldığını görünce şaşıp kalarak yanındakilere sormuş:

– “Bu kuş neden bu kadar para ediyor?”

– “Bu papağandır” demişler, “Konuşur.”

Hoca doğru evine gitmiş. Hindisini koltuğunun altına alıp pazara getirmiş.

– “Kaça hindi?” diye sormuşlar.

– “On beş altın” demiş Hoca.

– “Bir hindi on beş altın eder mi ?” demişler.

– “Görmüyor musunuz?” demiş Hoca; “Yumruk kadar papağanı on iki altına satıyorlar.”

– “Onun marifeti var, insan gibi konuşur. Ya seninki ne yapar?” diye sormuşlar.

– “O düşünmeden konuşur” demiş Hoca; “Bu da insanlar gibi düşünür.”

Sağlıcakla kalınız.