Karne Günü Anım

Hiç unutmuyorum. İçimde derya deniz bir coşkuyla uyandım o gün. Okula gidip karne alacaktım. Hem de serbest kıyafetlerle.

Koştura koştura gittim. Okul bahçesi ana baba günüydü. İğne atsan yere düşmüyordu. Müdür bey konuşmaya başladı. 4-5 saniye kadar can kulağıyla dinledim kendisini. Sonra bir sıkılmışlık sardı yüreğimi. Hayattan tiksindim. Yok olmak istedim.

Gariptir ki günlük güneşlik olan hava o sıra birazcık bozmaya başladı. Güneş bulutların arkasına sığındı. Hafiften bir rüzgar esmeye başladı. Sıkıntımı anlayabilmek için derin derin bir kaç nefes aldım.

Sıkıntımın sebebi belliydi aslına bakarsanız. Bu modası geçmiş, aşırı tecrübeli olduğunu düşünen yaşlı amca -ki kendisinin eğitimle uzaktan yakından pek bir ilgisi yoktu- boş boş konuşuyordu. Sürekli bir şeyler söylüyordu. Durup durup size şöyle emek verdim böyle emek verdim diyordu.

BAKIN DİKKATİNİZİ ÇEKERİM.

BU ADAM MÜDÜR.

DERSE FALAN GİRMEZ.

BİZE NE EMEĞİN OLACAK SENİN BE ADAM?

AÇIK YÜREKLİLİKLE SÖYLEYEBİLİRİM;

Müdür beyin benim üzerimde hiçbir emeği yoktur. Hatta sırf oraya çıkıp şov yapabilme motivasyonunu edindiği kalabalığı oluşturan bireylerden birisi olduğum için benim onun üzerinde daha çok emeğim vardır.

Neyse efendim bu en sonunda iyi tatiller dedi.

ALKIŞ KIYAMET yazıp bitirmek isterdim ama pek öyle olmadı. Evet alkış kıyamet vardı ama alkışın amacı küfürleri örtbas etmekti. Şimdi gözünüzde iyice canlandırabilin diye o anı tekrar yazıyorum.

ALKIŞ KIYAMET, KÜFÜRLÜ KONUŞMALAR.

Sınıflara gittik. Sınıf öğretmenimiz elinde balya balya karneyle geldi. Karneleri masaya koydu ve başladı mavra atmaya.

KONUŞTU DA KONUŞTU. SUSMAK BİLMEDEN KONUŞTU.

İddiası üzerimizde çok emeği olduğu yönündeydi. Bana sorarsanız yanılıyor.

Ne emeği?