Eğitim-Bir-Sen: “Beklentiler Havada Kaldı!”

Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Resul Can, 2018-2019 eğitim öğretim yılının birinci döneminin sona ermesi sebebiyle Memur-Sen binasında değerlendirme toplantısı düzenledi. Can, toplantıda bu eğitim döneminin de, Eğitim-Bir-Sen’in pek çok beklentisinin karşılanmadığı bir dönem olduğunu vurguladı.

Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Resul Can, Memur-Sen binasında yaptığı basın toplantısı ile 2018-2019 eğitim öğretim yılının birinci dönemini değerlendirerek gelecek döneme ait beklentilerini açıkladı.

Can’ın konuşmasından öne çıkan satır başları ise şöyleydi:

“Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması için somut çalışmaların başlatılması, alan değişikliği taleplerinin karşılanması, görevde yükselme sınavlarının gerçekleştirilmesi gibi adımlar, bizim de talep ettiğimiz ve gerçekleşmesini beklediğimiz olumlu gelişmelerdir. Ancak, 3600 ek gösterge vaadinin bir türlü yerine getirilememesi, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının doğurduğu olumsuz sonuçlar, yer değişikliği sürecinde karşılanmayan talepler, eğitim çalışanlarına yönelik giderek artan şiddete karşı etkin ve caydırıcı bir düzenlemenin hayata geçirilememesi gibi konular ve sıkıntılar eğitim-öğretim yılının ilk dönemine damga vurmuştur.”

“Beklentileri karşılayan adımlar hala atılmadı”

“Öğretmen açığı, erkek kamu görevlilerine dayatılan darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği, ek ders esaslarındaki eşitsizlik, ders ücretlerindeki adaletsizlik, okulların bütçe sorunu, eğitimin denetim ve rehberlik ayağının ihmal edilmesi gibi birçok konuda beklentileri karşılayan adımlar hâlâ atılmış değildir.”

“Eğitim yöneticiliği ikinci görev olmaktan çıkarılmalı!”

“Eğitim yöneticiliği, düzenlemeyle müstakil bir kadro ve unvana kavuşturulmalı, ikinci görev olmaktan çıkarılmalı, mali açıdan güçlendirilmeli, dezavantajlı yerlerde desteklenmelidir. ‘Eğitim Kurumu Yöneticilerinin Seçimi ve Yetiştirilmesi: Tespitler ve Bir Model Önerisi’ raporumuzda ayrıntılarını ortaya koyduğumuz düzenleme acilen hayata geçirilmelidir.”

“Sözleşmeli öğretmenlik tüm uyarılarımıza rağmen kaldırılmadı!”

“Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının tüm uyarılarımıza rağmen yeniden öğretmen istihdamında esas alınması, 632 sayılı KHK ile sonlandırılan sözleşmeli öğretmenlik uygulaması sürecinde var olan sorunları yeniden açığa çıkarmıştır. Sözleşmeli öğretmenlik, kabul edilmiş hatanın tekrarı, geçmiş sıkıntıları unutmanın, aynı kısır döngüyü yeniden kurup birçok değeri heba etmenin, öğretmenlerin işi ile eşi arasında tercihe zorlanmasının, haklı taleplere, geçerli mazeretlere duyarsız kalmanın adına dönüşmüştür. Sözleşmelilik, öğretmenin, eşinden, çocuklarından ayrı olması nedeniyle iç huzurunun da iş huzurunun da olmadığı bir uygulamadır. Bu sebeple sözleşmeli öğretmenliğe son verilmeli, kadrolu istihdam tek ve esas istihdam modeli olmalıdır ve mülakatla atama yöntemine de son verilmelidir.”

“Her yıl en az 50 bin öğretmen atanmalı”

“Türkiye’nin OECD ortalamalarında öğretmen başına düşen öğrenci sayılarına ulaşması için yaklaşık 130 bin öğretmene ihtiyaç vardır. Öte yandan, 2023 Eğitim Vizyonu’nda 5 yaş çocukların tamamının okul öncesi eğitim kapsamına alınması hedefi dikkate alındığında, 14 bin ek öğretmen ihtiyacı daha söz konusu olmaktadır. Özetle, ihtiyaç olmasına rağmen yeterli atama yapılmamakta, yeterli aday bulunduğu hâlde atama yapılıp ihtiyaç karşılanmamakta; bu durum da ‘önce eğitim’ iradesiyle çelişmektedir. Hem ihtiyacı azaltmak hem de arz havuzunda taşmayı engellemek için birkaç yıl sürecek şekilde her yıl en az 50 bin öğretmen ataması yapılmalıdır.”

“Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılmalı!”

2023 Eğitim Vizyonu’nun içerdiği tespitleri ve hedefleri yerinde bulmakla birlikte, çözüme yönelik boşlukların bir an evvel tamamlanmasını, belirsizliklerin giderilmesini bekliyoruz. Eğitim-Bir-Sen olarak uzun süredir teklif ettiğimiz Öğretmenlik Meslek Kanunu, 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nde bu unsura yer verilmesiyle birlikte bir beklentiye dönüşmüş durumdadır. Teklif ettiğimiz ve bir an evvel çıkmasını istediğimiz Öğretmenlik Meslek Kanunu, eğitimcilerin beklentilerini karşılayacak bir içerikle yürürlüğe girmelidir. Bu konuda eğitim paydaşlarının katkısına ve katılımına fırsat verilmelidir. Öğretmenlerin görev, yetki, hak ve sorumluluklarının belirlendiği, mesleki gelişim ve kariyer basamaklarının ve iş güvencelerinin tanımlandığı, öğretmene destek niteliğinde bir meslek kanunu çıkarılmalıdır.”

Esra Çanlı