Ekonomi tıkırında

Ekonomi tıkırında
Ekonomi tıkırında
Kime gitti bu kârlar
Aman kimse sormasın
Kim kazandı bu işten
Şşşt
Aman kimse duymasın

Ekonomi tıkırında
Ekonomi tıkırında
Oyna vatandaş oyna
Ekonomi tıkırında
Ekonomi tıkırında
Kriz var kriz var 
Bunalım var

Bu alıntı bir tiyatro oyunundan. Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) yapımıydı. Hans Fallada’nın “Küçük Adam Ne Oldu Sana?” adlı romanını Yılmaz Onay tiyatroya uyarlamıştı. Oyundaki şarkılardan birisi de: “Ekonomi tıkırında”. Timur Selçuk tarafından seslendirilmişti. Yıl 1981.

Oyun, ekonomik kriz içindeki 1930’lar Almanya’sında geçer ama 1981 Türkiye’sinin ekonomik sıkıntılarıyla paralellik kurar seyirci. 19 yaşında bir tiyatro 1. Sınıf öğrencisiydim o yıllarda. Darbe koşulları bir yandan, Ankara’nın hava kirliliği bir yandan, ekonomik darlık bir yandan… Kara yıllardı.

Düşünüyorum da, ekonomimiz zaten ne zaman tam manasıyla düzeldi ki? Hep sıkıntı, hep sıkıntı. Şu an için çok şükür kriz mriz yok!

Aslında yandaş basın tarafından ne kadar baskılansa da ekonomik sıkıntının göstergelerini sosyal medyadan takip edebiliyoruz. Geçen gün, işe girmek için kuyrukta bekleyen bir hanım bağırıyordu, “Elimiz Ak Parti’den başka partiye gitmez ama artık yeter!”

Üretmediğimiz, katma değer yaratamadığımız için hazırdan yemeye başladık artık. Baksanıza Merkez Bankası’nın genel kurulu bile önceye alındı. Amaç, 3 ay önceden bankadan hazineye kaynak aktarmak.

İşin aslını eski Merkez Bankası başkanı Mahfi Eğilmez açıklıyor. Mart ayında 36.5 Milyar TL borç ödememizin 25.4 Milyar TL’lik kısmını borçlanma dışı kaynaklarla ödeme planlanmış. Genel kurul bu yüzden erkene çekiliyor. Merkez Bankası Anonim Şirket statüsünde. Genel kurul yapıp 2018 kârından avans dağıtacak o para da hazineye devredilecek.

Peki Merkez Bankası nasıl kâr ediyor? Eğilmez şu ilginç bilgileri veriyor.

“Para basma yetkisine senyoraj, paranın üzerinde yazılı olan değeriyle gerçek değeri arasındaki farka da senyoraj geliri deniyor. Diyelim ki Merkez Bankası 100 TL’lik banknotu 1 TL’ye mal etmişse bu paradan elde edilecek senyoraj geliri 99 TL olmaktadır. Orta çağda senyör ya da lordların kendi adlarına para basma hakkı vardı. Dolayısıyla paranın üzerinde yazılı değerle gerçek değeri arasındaki fark bu senyörlere veya lordlara kalıyor o nedenle bu gelire senyoraj (senyörlük) geliri adı veriliyordu. …Tarihsel gelişim sürecinde devletler kâğıt para basma yetkilerini (bu yetkiyi kötüye kullanmamak adına) özerk ya da bağımsız merkez bankalarına devrettiler. Böylece senyoraj geliri kâğıt paraları basan merkez bankaları tarafından elde edilir oldu.”

“TCMB, Merkez Bankası, maliyeti sıfıra yakın olan kendi bastığı parayı 2018 yılı süresince yaklaşık yüzde 18 ortalama faizle kullandırarak 37 milyar TL kâr elde etmiş bulunuyor.”

Mahfi Eğilmez, amaçlardan birinin de faizlere baskı uygulamak olduğunu söylüyor. Tek endişesi bunun bir alışkanlık haline gelip kısa vadeli avans uygulamasının geri gelmesi. Geçmiş dönemde bu uygulanmış ama sonuçları iyi olmamıştı. 2001 krizinden sonra da vaz geçilmişti.

Sözün özü, bir yanda “borç yiğidin kamçısı”, diğer yanda

“ayağını yorganına göre uzat”…

Neresinden bakarsanız bakın, ekonomide hava “kurşun gibi ağır”.

Öyle görünüyor ki, Türkiye’de deniz bitmez ama su bitti!