BURADAYIZ

“Çanakkale’de Milliyetçi Hareket Partisi ne yapıyor?” diye soruyorlar. Buradayız. İl, İlçe ve Kadın kollarımız ile hummalı bir çalışma içindeyiz. Hazırlıklarımız son süratle devam ediyor. Merak etmeyiniz. Bütün adaylarımız hazırdır. Cumhur ittifakının protokolü gereği, 30 büyük şehir dışındaki illerde oldu gibi, bütün platformlarda adaylarımız vardır. Aslına bakarsanız, acele etmenin de bir anlamı yoktur. Zira Yüksek Seçim Kuruluna müracaat tarihi 19 Şubat’tır. Yani bir aydan fazla süre var. Emin adımlarla geliyoruz. Milletin teveccühünü görüyoruz. MHP’nin bu ülkenin çimentosu olduğu, kamuoyunca takdir görmüştür. Dedikoduculara bakmayınız. Onlar MHP’ye oy vermemiş, muhalefet yapan insanlardır. Ülkücü görünürler. MHP’nin asları olarak lanse edilirler. Amma ve lakin arkadan kuyu kazarlar. Dertleri nedir? Makam, mevki sahibi olmaktır. MHP, insanların makam ve mevkileri kendi menfaatleri için kullandıkları bir yer değildir. MHP bir ülküdür. Memlekettir. Millettir. Şu anda, İl ve İlçelerdeki yönetim kurullarında görev yapanlar, hiçbir menfaat beklemeden, bu Millete hizmeti şiar edinen Vatan sevdalısı yiğitlerdir. Onu aldılar. Bunu aldılar diye dedikodu yapmak, Allah rızası için hizmet yapan bu Türk Milliyetçilerine hakarettir. Her türlü melanete rağmen, yolumuza emin adımlarla ilerlemekteyiz. Atalarımız ne güzel söylemiş,”İt ürürü, Kervan yürür”.

GÜLELİM

Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca:

-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya… Rekât üstüne rekât, selam üstüne selam… Bektaşi’nin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş:

-Yahu bu ne uzun namaz böyle?

-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!

Bektaşi : -Eh ben de bir namaz kılayım! Demiş ve başlamış namaza… Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış:

-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!

-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!

Hoca şaşırmış : -Yahu olur mu böyle şey?

Bektaşi gülmüş:

-Yüce Allah, senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?

***

Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri:

-Keşke, Ramazan senede iki kez gelse. Aynı sofrada misafir bulunan Bektaşi, hemen şu cevabı verir:-Öyleyse Ramazan gider gitmez neden bayram yaparsınız? İnsan, sevdiği gidince bayrım mı yapar hiç!

Sağlıcakla kalınız.