OLMADI ABUZER

Halkın gözünde taht kurmuştun. Seni seviyor, izliyorduk. Herkesi kucaklayacak yerde, belli bir kesime mesaj verdiniz. Oysaki eleştirilerinizi daha iyi yapabilirdiniz. Hitler, Mussollini benzetmesini yapmadan da, muhalefet edebilirdiniz. Hâkime verdiğiniz ifadenizi, televizyon programında da yapabilir, ben Sayın Cumhurbaşkanını kast etmedim, diyebilirdiniz. Sanatçı olmak, herkes tarafından sevilmek, bir devletin başına hakaret etme hakkını vermez. Eleştiriye evet ama hakarete, aşağılamaya hayır. Bir halt ettiniz. Adalet karşısında hesap vermeniz de gayet doğal. Bakınız, Osman Bey’in hocası şeyhe Edebali, padişaha öğüdünde, neler söylemiş: “Oğul, insanlar vardır şafakta doğar, gün batarken ölürler! Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir! İki paralık güneşe aldanıp sonrada karda, ayazda kavrulup gitme. Güçlüsün akillisin söz sahibisin ama bunları nerede nasıl kullanacağını bilmezsen, sabah rüzgârında savrulup gidersin. Öfken ve benliğin bir olup aklini yener! Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Sözünü unutma! Sözü söz olsun diye söyleme!

YÜKSEKTE YER TUTMAK

“Unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Ululanma, düşmanını hor görme! Düşmanını çoğaltma, düşmanlığın başını da sonunu da sen belirle! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana… Gücengeçlik bize, gönül almak sana… Suçlamak bize, katlanmak sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, Adalet sana… Ey Oğul! Sabretmesini bil. Vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey Oğul! Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı.”

ACICIK UCUNDAN

65 yaşındaki adam 25 yaşında bir kızla arkadaşlık etmeye başlamış, ona yavaş, yavaş aşık olduğunu hissedince soluğu hemen psikologunda almış. “Benimle çıktığım kız arasında 40 yaş fark olması normal mi? ” diye. “Aaa?” diye hayretle şaşırmış psikologu “Pes yahu” demiş gülerek, “105 yaşındaki kadını da nerden buldun?”

***

Adamın biri iş için Hindistan’a gitmiş. Delhi Havaalanı’na inip otele gitmek için taksiye binmiş. Müthiş kalabalık bir trafik, uzunca bir yolculuk sonrası otele varmışlar. Otel müdürü onu kapıda karşılamış. Taksi şoförü makul sayılacak 8 dolar karşılığı bir para istemiş. Adam parayı uzatır uzatmaz otel müdürü birden araya girip şoförün elini yakalamış, “Seni değersiz parazit… Seni pislik!” demiş şoföre, “Böyle kazıklar atarak ülkemizin adını kirletiyorsunuz.. Aşağılık mahlûklar!” diye çıkışmış. Müdür paranın yarısını alıp adama iade etmiş. Şoförün ensesine bir tokat patlatarak “Defol!” diye bağırmış, “Defol ve bir daha seni buralarda görmeyeyim!” Şoför inanılmaz yoğun trafiğin içinde sinirle kaybolurken müdür “Özür dilerim efendim..” demiş adama dönerek, “Nasılız?..” Adam “Valla…” demiş şaşkınlığını atlatamayarak “Taksinin bagajında kalan bavulumu bu 14 milyonluk şehirde buldurabilirseniz sanırım daha iyi olacağız!”.

Yeni yılınız kutluyor, mutlu, sağlıklı, huzurlu yıllar diliyorum.

Sağlıcakla kalınız.