Yol

+ Yavaştan ölüyoruz.
– Anlamadım!
+ Neyi anladın ki zaten!? Ölüyoruz diyorum… Yavaş yavaş.
– Ölüyor muyuz? (panik bir sesle) Neden neden neden ölüyoruz? Yol bilmez bir kurşunun hedefi mi olduk?
+ Hayır aptal! Vurulduğumuz falan yok. Ölen biz değiliz. Yani aslına bakarsan biz de ölüyoruz ama yalnız değiliz. Bütün insanlar yavaştan ölüyor.
– Hehe yalnız değiliz.
+ Evet. Değiliz.

İki adam, bir süre, sessizce oturdular. Dışarıdan uyumsuz gözüküyorlardı. Birisi alık alık çiçeklere bakarken diğeri uzaklara bakıp düşünüyordu. Birisi alık alık gülerken diğeri tüm ciddiyeti ile olan biteni izliyordu…

+ Devam etmeliyiz. Güneş batmadan geceyi geçirebileceğimiz bir yer bulmalıyız.
– Biraz daha otursak?
+ Zaten yeterince oturduk! Dinlenmiş olman lazım!
– Şey… Kızma ama… Acıktım. Şu güzel ekmeklerden birazcık yesem olur mu?
+ Tamam. Elini hızlı tut. Geç kalmamalıyız. Aksi halde karanlık çöker.
– Uvvvv!!!!
+ Karanlık çökerse ne olur bilirsin.
– Evet evet. Yaban köpekleri avlanmak için ovaya inerler.
+ Sonra?
– Hmm. Eğer bizi görecek olurlarsa saldırırlar.
+ Peki biz ne yaparız?
– Şeyy… Mmm… Kaçarız? Evet evet hatırladım kaçarız!
+ Peki kaçınca kurtulabilir miyiz?
– Hmm.Eğer günahlarımız çoksa küçük bir taşa takılıp düşebiliriz.
+ Peki günahlarımız çok mu?
– Hayır!
+ Güzel hadi kaldır poponu. Çakallara yem olmak istemiyorsak yola koyulmalıyız.

Ayağa kalktılar. Bir sağa bir sola baktılar.

– Ne taraftan gideceğiz?
+Geldiğimiz yönün aksine.
– Ne taraftan gelmiştik ki?
+Şu taraftan. (Eliyle yolun bir ucunu göstererek)
– Hmm. O halde?
+Aptal!!!

İki arkadaş yürümeye devam ettiler. “Aslında” dedim kendi kendime. “Belki de aptal değildir. Eğer hiç durmadan yürümeye devam etselerdi kafası karışmazdı. Yürümeye ara verdiklerinde kafası karıştı. Unuttu. Yeni duruma hızlıca alıştı ve onu; bu yeni duruma getiren asıl meseleyi hızlıca unuttu. Bütün bunları aptal olduğu için yapmadı…”

Düşüncelerim dağıldığında iki yolcunun ufukta gözüken silüetleri iyiden iyiye belirsizleşmişti. Kafamı yolun diğer tarafına çevirdim. Ufukta belli belirsiz bir karartı gördüm. Birazcık gözlerimi kısarak baktım. Gördüğüm karartı iki kişiye aitti. Yavaş yavaş yürüyen iki arkadaş, belki sarhoş iki serseri, belki kümeslere girip tavuk çalan iki haydut… “Hazırlıklı olmalı” diye düşündüm. Göz ucumla kapının yanına yaslı duran tüfeğimi kontrol ettim. Sonra beklemeye başladım…