AVM’LERE HÜCUM

Çarşıda hareketlilik sağlamak için etkinlik düzenlenecek. Güzel bir düşünce. Hiç olmazsa, buradaki esnafların hâlâ ayakta olduklarını görürüz. Piyasalar durgun. Esnaf sinek avlıyor. Kapanan, iflas edenler art arda geliyor. Yapılacak bu etkinliklerin daha da fazlalaştırılması ve başka alternatif çareler düşünülmesi şart. Ne yazık ki, çeşitli problemler üst üste gelince, vatandaş AVM’leri tercih ediyor. Her şeyden önce, AVM’lerde park problemi yok. AVM’ler olmasın mı? Olsun tabii ki. Ancak, bunların kanunda olduğu üzere, merkezden en az 5 km uzakta olması gerekmektedir. Siz, bu alışveriş merkezlerinin, şehrin göbeğine yapılmasına müsaade edersiniz; sonra da esnaf mağdur, nasıl ayağa kaldırabiliriz diye çare ararsınız. Tam bir tezat. Devlet Hastanesi, yeni yerine yapılırken, bunlar düşünülmedi. Düşünün. Merkezdeki Hastanenin günlük poliklinik sayısı 4000 idi. Hasta yakınlarıyla birlikte 5-6 bin olarak hesaplayın. Buraya gelenler illaki çarşıya uğrayacak. Yemek yiyecek. Alışveriş yapacak. Şimdi yeni hastaneyi Fizan’a yaptınız! Kuş uçmaz, kervan geçmez. Kim gelecek. Kim gidecek? Adliye taşındı. Yarın diğer kuruluşlar da taşınacak. İskele de kullanılmaz duruma gelince, marka şehir Çanakkale, hayalet şehir haline gelecek. Tez elden bir çare bulunmalı. Günü birlik politikalarla vakit geçirmemeli. Esnafa hayat verecek, çarşıyı canlandıracak bir plan, proje geliştirilmeli.

GÜLMECE

Bugünkü fıkra Hasan Pulur’dan. İkinci Dünya Savaşı çıkmadan önce, iki Alman dertleşiyorlarmış. Hitler’in dünyayı savaşa sürükleyeceği günlermiş. Onlar da savaşı konuşuyorlar, çeşitli tahminler yürütüyorlarmış. Biri tahminlerini sıralamaya başlamış:

“Savaş ya çıkar, ya çıkmaz.”“Güzel.”“Çıkmazsa mesele yok.”

“Bu da güzel.”“Çıkarsa, ya gireriz, ya girmeyiz.”“Güzel.”“Girmezsek mesele yok.”“Bu da güzel.”“Girersek, ya kazanırız, ya kaybederiz.”

“Güzel.”“Kazanırsak mesele yok.”“Bu da güzel.”“Kaybedersek ya ölürüz, ya kalırız.”“Güzel.”“Ölürsek mesele yok.”“Bu da güzel.”

“Kalırsak, ya Amerikalılara esir düşeriz, ya Ruslara.”“Güzel.”

“Amerikalılara esir düşersek mesele yok.”“Bu da güzel.”

“Ruslara esir düşürsek, ya öldürürler, ya yakarlar.”“Güzel.”

“Öldürürlerse mesele yok.”“Bu da güzel.”“Yakarlarsa, cesedimizden kalanları, ya kimya sanayinde kullanırlar ya kâğıt sanayinde.

“Güzel.”“Kimya sanayinde kullanırlarsa mesele yok.”“Bu da güzel.”“Kâğıt sanayinde kullanırlarsa, ya yazı kâğıdı yaparlar, ya da tuvalet kâğıdı.”“Güzel.”“Yazı kâğıdı yaparlarsa mesele yok.”

Her tahminde “güzel” çeken Alman patlamış:“Peki, tuvalet kâğıdı yaparlarsa n’olacak?”“İşte o zaman yandık.”

Sağlıcakla kalınız.