EMDR İle Kötü Anılara Duyarsızlaşmak Mümkün!

Psikoterapinin önemli ekollerinden biri haline gelen EMDR tekniği ile travmatik anıları geride bırakmak mümkün! Depresyon, kaygı bozukluğu, cinsel saldırı, fiziksel veya duygusal şiddet gibi kişiye acı ve rahatsızlık veren pek çok anı ve duygu durumu EMDR ile beyine sağlıklı şekilde işlenebiliyor… GÜNDEM Gazetesi olarak Çanakkale’de bu tekniği uygulayan iki psikologdan biri olan Uzman Klinik Psikolog İpek Örgüt ile EMDR ekolünü tüm ayrıntılarıyla konuştuk…

Belki küçük yaşta yüzümüze inen okkalı bir tokatla ateşlendi zihnimize ‘kaygı’nın ilk fitili, belki de azılı bir köpekten var gücümüzle kaçarken içimize düştü o ilk korku. Belki ilk gençlik çağımızda yüzümüzde çıkan bir sivilce dahi yetti özgüvenimizi elimizden almaya… Olur ya belki ilk aşktan kalan ‘aldatılma’ korkusunu hiç yenemedik mesela. 99 depreminde ya da, eski bir masanın altına sakladık belki bedenimizi ve oradan fiziksel olarak çıksak da zihnen hiç çıkamadık aslında… Hayat bu, belki daha da kötüleri oldu; bedenimiz iznimiz olmaksızın ihlal edildi, ihmal edildi, incitildi. Belki de asla tanık olmak istemeyeceğimiz acı verici, tatsız bir olaya rast geldi gözlerimiz. Ve bir daha da o gözlerimizi ne zaman kapasak hep aynı kareler döndü durdu orada… Bir kasetin sürekli başa sarılması gibi… Peki, biz… Biz sahi nasıl iyileşeceğiz?

Nedir bu EMDR?

Önsözümüz her ne kadar duygusal bir kavram üzerine kurulu gibi dursa da psikolojideki tüm ‘iyileşme’ ekolleri bir o kadar sarsıcı, net ve kökten bir anlayış üzerine kurulu. O halde sizi lafı daha fazla uzatmadan EMDR ile tanıştıralım. Türkçesi ile de tanışmak isterseniz, ‘Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme’ şeklinde uzun, açıklamalı bir tanımı var ki tadından yenmiyor!

İpek Örgüt’ü Tanıyalım

2007 yılında Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olan İpek Örgüt, Çanakkale’de bu tadından yenmeyecek psikoterapi ekolü olan EMDR’nin iki uygulayıcısından biri. Örgüt, 2010 yılında ise Doğuş Üniversitesi Klinik Psikoloji Bölümü’nden yüksek lisans düzeyinde mezun olarak Uzman Klinik Psikolog unvanını almış. Örgüt’ün EMDR ile tanışması ise 2 yıl önceye rast geliyor. 2016 yılında EMDR eğitimine katılarak sertifikasını alan başarılı psikolog, o gün bugündür EMDR yöntemini yaygın olarak pek çok seansında kullandığını belirtiyor.

“EMDR Avrupa sertifikalı bir terapist adayıyım”

İpek Örgüt, EMDR’ye yönelme hikayesini kendi ağzından ise şöyle anlatıyor. “Psikoterapide yöntemleri arttırabilmek, farklı durumlarda farklı tedaviler uygulayabilmek için EMDR’de uzmanlaşma ihtiyacı duydum. Kaldı ki EMDR’yi yöntemden de öte psikoterapi ekollerinden biri olarak değerlendirmeliyiz. Eğitimlere ilk olarak 2016’da katıldım. Toplamda 2 düzeylik bir eğitim. Ben 1. ve 2. düzey eğitimlerimi de tamamladım. Şu anda da EMDR Avrupa sertifikalı bir terapist adayıyım diyebilirim.”

 

EMDR ile rahatsız edici anılar beyne tekrar işleniyor!

Röportajımıza EMDR tekniğinin tanımıyla başlıyoruz. Örgüt, kendi cümleleriyle EMDR yöntemini şöyle tanımlıyor: “EMDR, bir travma çalışması olarak 1987’den beri uygulanıyor. Türkçesi ile ‘Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve ye yeniden işleme’ anlamına geliyor. Kişinin travmalarından kurtulabilmesine yönelik bir çalışma. Şöyle ki travmaların insan beynindeki depolanma şekli problemlidir. Yani travma herhangi bir anı gibi sağlıklı bir biçimde beyne işlenmez. O yüzden travmatik bir olay kişide fazla derecede rahatsız edici duygular ve beden duyularıyla hatırlanır. EMDR’yi ise biz, bu rahatsız edici bilginin sinir sistemindeki blokajını kaldırıp söz konusu anıyı, sağlıklı bir bilgi olarak tekrar yerine kaydetmek için kullanıyoruz.”

“Travmalar 2’ye ayrılıyor”

Travma denilen olgunun ikiye ayrıldığını belirten İpek Örgüt sözlerine şöyle devam ediyor: “İlk olarak travmaları ikiye ayırıyoruz. Birincisi tekil, yani büyük T travmalardır. Deprem, taciz, tecavüz, cana kast gibi travmaları büyük T travmaları olarak tanımlıyoruz. Kaldı ki EMDR’nin ortaya çıkışı da bu büyük T travmalara yönelik gelişti. Fakat sonra zamanla travmanın tanımlanması değişti. Travmanın her zaman ani yaşanan tek bir olay gibi değerlendirilmemesi sonucuna varıldı. Çocukluk çağında yaşananalar, anne baba ihmali, depresyon, kaygı bozuklukları ya da uzun bir süre duygusal strese maruz kaldığımız süreç de bir travmadır aslında. Bunlara da küçük T travmalar diyoruz.”

“EMDR’yi uygulamaya danışanla birlikte karar veriyoruz”

İpek Örgüt, kendisine gelen danışanlarda EMDR uygulayıp uygulamayacağına karar verme sürecini ise şöyle anlatıyor: “Ben psikoterapide ne zaman EMDR kullanacağıma travmayı tanımlayarak başlıyorum. Eğer danışan ve ben doğru tanımı yaparsak ve EMDR’nin gerekli olduğuna ortak bir kararla varırsak EMDR’yi kullanıyorum. Bunun için önce kişinin gelirken hangi şikayetle geldiği önemli. Danışanın travmasını tanımlayabilmesi çok önemli.”

“Çanakkale’de ‘EMDR’ isteği ile nadir karşılaşıyoruz”

“Genel olarak Çanakkale bazında konuşmak gerekirse ‘Ben EMDR istiyorum’ diye gelen çok nadir bir popülasyon var. Bu, ‘Ben ağrı kesici istiyorum’ demek gibi bir şey bence. Halbuki önce sorunu tespit etmeliyiz. Sorunu anlamlandırmadan direkt tekniğe geçmek doğru olmaz. Danışanın beklentisine saygı duymak tabii ki birinci önceliğimiz ama önce mutlaka travma incelenmeli. Burada ortaklaşmak lazım.”

“EMDR 8 aşamalı bir protokol”

İpek Örgüt, EMDR’nin aşamalarını ise şöyle anlatıyor: “EMDR 8 aşamalı bir protokol. Bir travma belirlediysek, önce hikayesini alıyoruz. Günümüzdeki problemini belirliyoruz. Sonra günümüzden geriye tarayarak travmatik öyküye ulaşıyoruz. Ve orada EMDR yöntemiyle çalışıyoruz.”

“Zihin geçmişi yaşamaktan günümüzü yaşayamıyor”

“Örnek vermek gerekirse mesela beni bir köpek kovaladı ve saldırıya maruz kaldım. O an yaşadığım dehşet, korku, çaresizlik, güvensizlik tüm bu duygular zihne böyle kaydolur. Tehlikedeyim, ellerim titriyor, terliyorum, koşuyorum…  Bütün vücudum sempatik sistem tepkileri veriyor. Köpeğin dişleri, gözleri, her türlü ayrıntı beynime tüm korkunçluğuyla kaydolur ve sonra ben bir yerde bir köpek resmi görsem aynı düşünceler aynı duygular ortaya çıkar. Ve bu durum kişinin yaşamını haliyle olumsuz yönde etkiliyor. Zihin geçmişi yaşamaktan günümüzü yaşayamaz hale geliyor.”

“Beyin travmayı nasıl kodladıysa öyle…”

Düşünsel, duygusal, beden duyumu, imgeler, sesler, kokular gibi anının her bir parçasının travma esnasında beynimize nasıl kodlandıysa sonrasında da aynı kaldığını belirten İpek Örgüt sözlerine şöyle devam ediyor: “Travma esnasında beyne sağlıksız bir şekilde kodlanan anı, tetikleyici herhangi bir imge ile karşılaştığında travmayı ilk günkü gibi hatırlıyor ve yaşıyor. EMDR ise burada devreye giriyor. Sinir sistemine kaydolmuş bu sağlıksız datayı önce gün yüzüne çıkarıyoruz. Bunu o anıyı konuşarak yapıyoruz. Kişi anıyı hatırladığında ne hissediyorsa bunu önce bilinç düzeyine getiriyoruz ve o esnada da çift yönlü uyarım veriyoruz. En klasik yöntemle göz takibi yaptırıyoruz ve işitsel bir uyarım veren bir cihazımız var, onu kullanıyoruz. Bu çift yönlü uyarım da beynin bilgi işleme kapasitesini harekete geçiriyor. Beynin sağ ve sol lobu ritmik olarak uyarılıyor ve bu esnada beyne kaydolmuş data ortaya çıkarak yeniden ve sağlıklı şekilde işleniyor. Seansların sonunda beklediğimiz şey, bu anıların organize ve sağlıklı bir şekilde kaydolmuş olması. Bunun için seanslarda danışana anının rahatsızlık verme seviyesini soruyoruz. İlk seansta kişi için 10 üzerinden 10 rahatsız edici olan bir anı, sonraki seanslarda 10 üzerinden 7’ye düşmüş ise bu EMDR’nin başarılı olduğunu gösteriyor.”

“EMDR’de seans sayısı diye bir şey yoktur”

Örgüt, EMDR tekniğinde merak edilen ‘seans’ sorusunu ise net bir dille cevaplıyor: “EMDR’de seans süresi gibi bir reçetesi yok. Bu, kişiye bağlı, kişinin travmasına bağlı. O yüzden net bir cevap vermek imkansız. Ama seanstan da ziyade EMDR kesinlikle sık ve düzenli uygulanması gereken bir ekol. Ben tüm psikoterapi seanslarımda süreci haftada 1 yönetmeyi tercih ederim. EMDR için de bu geçerli. Ama tabii sürece göre bazen seansları sıklaştırdığımız, haftada 2’ye çıkarttığımız da oluyor.”

“Danışanlar EMDR’den memnun kaldığını söylüyor”

Kendisine danışanlara sıklıkla EMDR tekniğini uyguladığını söyleyen İpek Örgüt, danışanların tedaviden yana duyduğu memnuniyetin de altını çizerek sözlerini şöyle noktalıyor: “Benim kişisel görüşüm danışanlar bu teknikten son derece memnun kalıyorlar. Çünkü belli bir bilimsel tekniğe bağlı olan, güncel bir yöntem. Günümüzde EMDR, artık büyük T travmaları dışında çok daha geniş alanlarda da tercih ediliyor. Yaygın yaşanan depresyon, bir yakının ani ölümü ile girilen ve 6 aydan uzun süren patolojik yas, güvensizlik, aldatılma korkusu ve daha pek çok kişiye acı veren durumlarda kullanıldığı için giderek tercih edilen bir ekol haline geldi EMDR. Çalışma alanı genişledikçe başarı oranı da artıyor.”

Esra Çanlı