Yeni Yılın Cefası Kısa Sürer Sefası!

2019’a sayılı günler kala vatandaşı yeni yılın heyecanından çok maliyeti düşündürüyor. Yılbaşını evde geçirmek isteyenler dahi fahiş fiyatlardan dertli. Öyle ki, hindi şöyle dursun, fiyatı 9 ayda yüzde 200 zamlanarak 22 TL’ye varan tavuk dahi sofralar için lüks hale geldi. Özellikle evinde misafir ağırlayacak olanlar için yemeğin ardından sonra sunulan ikramlar da ateş pahası… Fındığın kilosu 60, Antep fıstığının kilosu 75, bademin 100, kajunun ise tam 125 TL! Yani vatandaş için yeni yılın sefası cefasından kısa sürüyor…

Caddeler, sokaklar, vitrinler rengarenk ışıklarla süslendi. Yılbaşı heyecanının sardığı Çanakkale, yeni yıl kutlamalarına görsel olarak hazır. Fakat peki ya sofralar?

Tek kişinin yılbaşı maliyeti en az 250 TL!

2018’i ekonomik krizin pençesinde geçiren vatandaş hiç değilse yılın bir günü olsa dahi tüm sıkıntılarını geride bırakarak eğlenceli bir gece geçirmek istiyor. Ama bütçeleri sarsan zam aynı zamanda işletmeleri de oldukça etkiledi. Alkol başta olmak üzere pek çok içecekte doların yükselişinden kaynaklı fiyat artışı menülere de yansıyınca, tek bir kişinin yılbaşını dışarıda geçirme maliyeti 250 TL’den az olamıyor.

Dışarı pahalı da evde kutlamak ucuz mu?

Durum böyle olunca dar boğazda geçinen vatandaş yılbaşını evde geçirmeye yöneliyor. Çanakkale’de mekanlardaki pahalılık bir gerçek fakat Pazar fiyatları da pek yüz güldürmüyor. Özellikle evinde misafir ağırlamak isteyenler için ortaya oldukça kabarık bir fatura çıkıyor.

Yılbaşı sofralarının vazgeçilmezlerinden kabul edilen hindiyle başlamak gerek belki. Ya da belki hiç başlamamak! Çünkü bütün bir hindinin fiyatı 200 TL’den aşağı değil. Kilolar halinde alındığında ise tabiri caizse hindi, kimsenin ‘dişinin kovuğunu’ doldurmuyor!

Vatandaşın ikinci adresi ise tavuk oluyor ama kırmızı etteki pahalılık malumken tavuğun son bir yılda yüzde 200 zamlandığı gözlerden kaçıyor olsa gerek…

İçi doldurulmuş tavuk bereketi…

Fakat misafirlerin önüne bir yılbaşı geleneği olarak mutlak suretle et sunmak gerekiyor. Bu noktada ise vatandaşın ve özellikle ev hanımlarının marifeti giriyor devreye. Tanesi 22 liradan misafirlerin yoğunluğuna göre 2-3 tavuk alan vatandaşlar, tavukların içini ise pirinç ve garnitürle doldurarak servis ediyor. İşin bereketi de burada yatıyor olsa gerek…

Yılbaşı için içi doldurulmuş tavuk, salata, mezeler ve içecekler bir kenara dursun. Masadan karnını doyurarak kalkan konuklar için ikinci perde ‘atıştırmalık’larla açılıyor.

Kuruyemiş cebi yemiş bitirmiş!

Çekirdek, fıstık, leblebi gibi kuruyemişler yılbaşı gecesi için fazla tercih edilmiyor. Misafirin önüne, özel bir gecede daha özel kuruyemişler sunmak isteyenler ise bu noktada kesenin ucunu açmak zorunda kalıyor.

Şöyle ki fındığın kilosu 60, Antep fıstığının kilosu 75, bademin 100, kajunun ise tam 125 TL’ye dayandı. Her bir kuruyemişten gram gram alınsa da ortaya çıkan maliyet yine de dudak uçuklatan cinsten…

Ortalama bir hesapla, misafir ağırlayacak orta halli bir aile için hesap yapmak gerekirse 3 tavuğun, pilavın, garnitürün ve alkolsüz içeceklerin fiyatı 150 TL’yi buluyor. Kilosu 30 TL’ye varan kestane, patlamış mısır, meyveler ve kuruyemişler de bütçeye dahil olunca ortaya asgari 400 TL’lik bir rakam çıkıyor.

400 TL’ye de şükür…

Dış mekanlarda iki kişinin güç bela yettireceği 400 TL’lik bir para, aile dahil 8-10 kişilik bir misafir topluluğunun yılbaşı gecesi masraflarına ucu ucuna denk geliyor. Kısıtlı bütçesiyle, kısıtlı harcamaların gölgesinde girilen bir yeni yıl gecesinden geriye ise umut dolu dilekler kalıyor…

Esra Çanlı