CAFE I

-Şeyy…. Immm. Bakmıyo ki!!

“Gördüm gerizekâlı! Bekle! Aynı anda, sadece, bir müşteri ile ilgilenebildiğim için sana bakamıyor olabilir miyim? Birazdan bakacağım merak etme! Attım seni hafızaya!”

Not ettiğim siparişleri önlüğümün cebine koydum. Topuklarımın üzerinde hızlıca dönüp güzel bir gülücük attım.

-Buyrun ne alırdınız?
-İki türk kahvesi alalım. Şekerli olsun.
-Tamamdır.

Kasaya doğru, hızlıca, yürüdüm.

-Barbooo!!! 2 Türk kahvesi şekerli.
-Kızım çıkar şu ağzındaki sakızı patron görmesin bak!

Sakızı güçlüce patlattım.

-Görsün ya! Stresimi bu şekil de atıyorum! Ayrıca görse ne olur? En fazla kovar yani. Bu b*k çukurunda çalışmaya da çok meraklı değilim!
-Hahaha tamam tamam. Kahve olurken şu çayları götürür müsün?
-Nereye bunlar?
-b4
-Okkkeeeey.

****

-Ooo çok serisin.
-Çıktı mı kahvelerim?
-Çıktı çıktı al.

Kahveleri alıp doğruca masaya yollandım.

-Buyrun. Afiyet olsun.

Arkamı döndüğümde tiz ve itici bir ses tarafından bana seslenildiğini duydum.

-Bakar mısınız?

Geri döndüğümde bu tiz ve itici sesin kahve bıraktığım masada bulunan, aşırı makyajlı kıza ait olduğunu anladım.

-Buyrunuz.
-Kahve dökülmüş birazcık değiştirebilir misiniz?

İnanır mısınız dökülmüş dediği kahve fincan kenarından süzülmüş küçük bir damlanın tabağa temas etmesi!!!

-Hmm tabi sorayım.

Müşteri ile polemiğe girmeyip kahveyi geri götürdüm. Barbo’ya meseleyi anlattım.

-Salak kız yaa!!! Sanki tekrar kahve yapcaz. Al işte elimle sildim nedir yani!

Barbo’nun çözümünü bir hayli beğenmiştim. Kahveyi alıp tekrar götürdüm.