KASİSLER

Aracı olanlar bilirler. Çanakkale’nin yolları, ana arterler dışında kasislerle dolu. Kepez beldesi derseniz, iki adımda bir kasis görürsünüz. Kasis dedikse doğal değil; hızı kesmek için yapılanlardan bahsediyoruz. Bu yapılan hız kesme kasisleri, ne yazık ki araçlara büyük zarar veriyor. Kasisi görünce yavaşlıyoruz. Ancak ne yaparsanız yapın üstünden geçerken amortisör, ön takım ve lastikler zarar görüyor. Şimdi, bu kasisleri yapanlara soruyoruz: Trafik kaidelerine uyup, şehir içinde hız yapmayan, kurallara saygılı vatandaşların suçu nedir? Üç beş hız sevici, kendini bilmez yüzünden, diğerlerini mağdur etmek hak mıdır? Buna kim karar verir? Kim yapar? Çanakkale içinde yine de az. Bir de Kepez’e gidiniz. İllallah dersiniz. Günahtır, yazıktır, heba olan milli servettir. Millete eziyettir, masraftır. Bu yazıyı okuduktan sonra, lütfen bu dediklerimize kulak verip, mevcut kasisleri bir gözden geçirin. Kasis konusunda biraz cömert davranıp, abartıldığını göreceksiniz. Bize göre bu, çağdaş olduğunu iddia eden bir şehre, yakışmıyor. Bazı muzurlar, başka şehirlerde de bunların olduğunu söyleyecek. Başka yerde olabilir. Yine de bu kadar fazla değildi ancak Çanakkale gibi, Avrupa’ya açılan kapı olan, modern bir kente yakışmıyor vesselam. Hırsızın hiç mi suçu yok, diyenler için de diyoruz ki, yetkililer gerekli cezai işlemi yapsınlar.

KAHKAHA

Gayet güzel bir kadının otomobilinin, lastiği patlamıştı. Arabayı yolun kenarına çekti, birkaç dakika geçmeden, yoldan geçen başka bir araba durdu. İçindeki adam indi, büyük bir nezaketle güzel kadına sordu : -Acaba bir yardımda bulunabilir miyim?

-Bilmem ki, arabamın lastiği patladı… Adam hemen aletlerini toparladı, arabanın tekerleğini çıkardı, kan ter içinde lastiği tamir etti ve yeniden yerine taktı. Kadınla konuşa konuşa iyice ahbaplığı ilerletmiş, sıra randevu istemeye gelmişti : -Acaba sizinle bir daha nerede görüşebiliriz? Kadın, çapkın bir ifade ile cevap verdi:

-Bilmem ki… Arabamın lastiği ne zaman patlar.

***

Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktığında arabasını akordeona dönmüş bir halde bulur. Cam sileceğinin altında bir kâğıt vardır. Kâğıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır:

-Ön vitesle geri vitesi şaşırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım. Olayı gören kimseler de şu an, ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu kâğıda adımı ve adresimi yazdığımı sanıyorlar. O kadar enayi değilim!

***

Bir yarışta uzun bir parkur varmış. Yarışa, İngiliz, Fransız ve Türk katılıyormuş. Amaç bu parkurun sonundaki duvara, en yakın ve en iyi kim durmasıymış. İngiliz atlamış 320İ BMW’ye basmış gaza. 190-200 kmh gidiyormuş. Duvara 30 cm kala frene basmış ve durmuş. İnmiş ve:

-Eee bizde abs var abs, demiş.

Sıra Fransıza gelmiş. Atlamış Ferrari’ye basmış gaza. 280 290 kmh gidiyor. Duvara 30 cm kala frene basmış ve durmuş inmiş : -Eee demiş bizde ars var ars, demiş.

Sıra Türk’e gelmiş. Atlamış Anadol’a. Basmış 80- 90 kmh 100 metre kala frene bir basmış, araba durmuyor. Duvara bommmm diye bir toslamış. Ağzı burnu kan içinde inmiş :

-Eee demiş bizde asd var asd, demiş. -O ne, diye sormuşlar. O da : -Anasını sevdiğimin duvarı, demiş. Sağlıcakla kalınız.