Kurak II – SBGH

-Hah geldin mi?

-Geldim abla. Ne lazımdı?

-Büyük boy 2 tane çöp poşeti. Eğer bulabilirsen 3-4 tane boş koli.

-Tamam abla. Çöp var mı? İnerken atayım.

-Şuan yok ama akşam epey çıkacak gibi gözüküyor.

-Keşke gitmeseydin Talaş abla! İngilizceyi kime sorucam ben şimdi?

-Ahahah tatlım ya. Merak etme sen ben babanla konuştum seni arkadaşımın kursuna gönderiyoruz. Ara ara uğruyorum ben oraya kurtulamıyosun yani benden!

Kemal asansöre bindikten sonra kapıyı kapattım. Salona yürüdüm. Eşyaların büyük bölümünü toplamıştım. Sıra kendi odama gelmişti. Bir sigara yakıp odama geçtim.

İşe; bilgisayar masamın üstünü toplayarak başlamayı düşünüyordum. Masanın hemen önünde bulunan koliyi salona götürmeye karar verdim. Koridorun sonlarına geldiğimde koli su koyvermeye başlamıştı. Çene altımla destekleyerek salona -zar zor- girebildim. Tam yere koyarken koli yırtıldı. Kolinin yırtılması ile bir sürü fotoğraf, bir sürü hediye, bir sürü anı… yere saçıldı. Yere oturup toplamaya başladım.

Bir karış uzunluğunda Jim Morrisson heykelciği geldi elime. Almanya’da yaşadığım dönem Barend isimli bir arkadaşım hediye etmişti bunu bana. Annem ve babamla olan fotoğrafları gördüm sonra. İyiden iyiye kurulup anın tadını çıkarmaya başladım. Bir sürü güzel anı, bir sürü güzel not… Her birisi içimi çoşkuyla doldurmuştu. Elimde bulunan fotoğrafa bakmaya devam ederken bir elimle yerde bulunan başka bir fotoğrafı tuttum. Arkası dönüktü. Çevirdim.

Gözlerim doldu… Şelale ve Erdem ile çekildiğim ilk fotoğraftı bu. Göz yaşlarımı daha fazla tutamadım. Aktılar gittiler. Parmağımla Şelale’nin yüzüne dokundum. Yavaş yavaş süzülen göz yaşlarım, hüngür hüngür ağlamaya döndü. Aradan uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen hatırladığım her an gözyaşlarına boğuluyordum. Beraber gittiğimiz kafeler, izlediğimiz diziler… Kısaca Şelale’yi hatırlatan her ne varsa uzak durmaya çalışıyordum. En azından elimden daha iyisi gelene kadar yapabileceğim tek şey buydu.

***

Ayağa kalktım. Mutfağa doğru yürüdüm. Kahve yapıp düşüncelerimi dağıtmak istedim. Düşünce dağıtmak konusunda gerçekten becereksiz olduğumu bile bile denedim. Sonuç ne mi oldu dersiniz? Fiyasko. “Bari” dedim. “Güzel anıları düşüneyim.”

Tam 6 sene öncesine, Heyhat’ta Tunç’la ilk tanıştığım güne, götürdü beni aklım.