Yerli Tohum Yok, Hastalık Çok!

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin “İthal tohum alırken hastalık da satın alıyoruz” çıkışını gazetemize değerlendiren Çanakkale Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaya, bu sözleri ‘yerinde fakat gecikmeli’ bulduğunu söyledi. Kaya “Biz bunu yıllardır söylüyoruz. Hibrit tohum sağlıksızdır, yerli tohum şart diyoruz. Fakat Çanakkale’de dahi yerli tohum diye bir şey kalmadı. Bizim insanımızın hiç mi kıymeti yok?” diye konuştu.

İthal tohum meselesi son dönemlerde çokça tartışma konusu olurken T.C. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemir’in “İthal tohum alırken hastalık da alıyoruz. Yerli tohum kullanmamız şart” şeklindeki çıkışı tartışmaları bir kez daha alevlendirdi.

GÜNDEM’e konuşan Çanakkale Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaya da ithal tohumun sağlıksız olduğuyla ilgili yıllardır uyarılarda bulunduklarını kaydederek Bakan’ın sözlerinin ‘geç kalınmış’ olduğunu söyledi.

“20-25 ÜRÜNDE ÜLKE ÜRETİMİNİN İLK 10’UNDAYIZ”

İsmail Kaya, Çanakkale’nin 110’dan fazla ürünün bir arada yetiştiği, çok ender ve özel bir iklime sahip olduğunu söyleyerek “Şehrimiz bu açıdan ülkemizin göz bebeği illerinden birisi. 110’dan fazla ürün bu topraklarda bir arada yetişiyor. 20-25 üründe ise ülke üretiminde ilk 10’dayız. Buğday 6., ayçiçeğinde 7., çeltikte 6., domateste 5., şeftalide 2., nektarda 1. sıradayız. Dolayısıyla oldukça verimli topraklarımız var, bilinçli hayvancılarımız var. Etimiz, sütümüz, peynirimiz tüm ülkede aranıp soruluyor. Böyle kıymeti topraklarda ithal tohum kullanılmamalı” şeklinde konuştu.

“ÇANAKKALE’DE YERLİ TOHUM FALAN YOK!”

Böylesine bereketli toprakların layığıyla kullanılmadığını söyleyen İsmail Kaya sözlerini şöyle sürdürdü: “Çanakkale’de çok ürün yetişiyor. Bu ürünlere bakınca yerli tohum kullanıldığı yerler var, kullanılmayan yerler. Ama şimdi sorarsanız, yerli tohumu kim kullanıyor? Ticari beklentisi olmayan, iki karpuz iki domates yetiştireyim de çocuklarıma, aileme yedireyim diyen annelerimiz, babaannelerimiz kullanıyor. Yoksa üretimi ticari anlamda yapan işletmelerde yerli tohum falan yok! Bu işletmelerin hiçbir tanesinde yerli tohum kalmadı. Çok acı verici ama durum bu.”

“HİBRİT TOHUMLA VERİM ARTIYOR AMA HASTALIK DA ARTIYOR”

Başkan Kaya, ithal tohumun üretici için karlı olduğunu çünkü bu tohumlardan fazla verim alındığını da sözlerine ekleyerek “Hibrit tohumlarla verim artıyor ama sağlığımızı kaybediyoruz. Verime endeksli çalışmak ne kadar doğru? Az olsun sağlıklı olsun demek mi çok olsun her türlü hastalık olsun demek mi daha mantıklı? Biz diyoruz ki verim az olsun ama insan sağlığına etki edecek etmenlerden uzak olsun” dedi.

“İKİ İLERİ, BİR GERİ BİR ŞEKİLDE HASTALIKLI ÜRÜNÜ YİYORUZ”

Tohumun Türkiye için en büyük varlıklardan biri olduğunu vurgulayan Kaya, yetkililerden beklentilerini ise “Üretim-tüketim-ihraç ağını iyi yönetmeleri gerek” şeklinde tanımladı. Kaya, “Ne kadar üretiyoruz, ne kadar tüketiyoruz ve ne kadar ihraç edebiliyoruz? Önce bunun çok iyi tespit edilmesi lazım. Sonra ne oluyor? İhraç etmeye çalıştığımız mallar gümrüklerden geri geliyor. Ürünlerin üzerlerinde ilaç kalıntısı bulunduğu söyleniyor. Sonra o ürünler ne oluyor? İç pazara geri geliyor. Ben soruyorum, benim ülkemde yaşayan insan hiç mi kıymetli değil? İnsan çoluğuna çocuğuna zararlı ürün nasıl yedirir? Yediremez değil mi? Ama yediriliyor işte. İki ileri bir geri, bir şekilde o hibrit tohumlardan üretilmiş ürünleri yiyoruz” sözlerini kullandı.

“TOHUM DÜNÜMÜZ, BUGÜNÜMÜZ, YARINIMIZ…”

Tohum konusunun kendisinin en hassas noktası olduğunu da dile getiren İsmail Kaya, yerli tohum konusunda yetkililerin ivedilikli adım atması gerektiğini söyleyerek sözlerini şöyle noktaladı: “Tohum benim hassas noktam. Tohum, dünümüz demek, bugünümüz demek, yarınımız demek. Biz bu ülkede yetişen ürünlerle dün doyduk, bugün doyuyoruz, yarın da doyacağız. Bir araba ithal etmek, uçak ithal etmek başka. Ama tohum farklı bir şey. Teknolojik aletleri kullanmasak da olur ama tohumu toprağa ekeceğiz, toprakla buluşacak, büyüyecek ve gıda olarak soframıza gelecek. Bu yüzden Bakan Bey’in açıklamalarına katılıyoruz. Ama diyoruz ki keşke bu daha önce düşünülseydi, eski yerli milli tohumlarımıza geri dönsek diyoruz.”

Esra Çanlı