Hastane II – SBGH

Şuur kaybı yaşanan anlar olur. O an, o haldeydim..

“Bakar mısınız?” diye üst üste avazım çıktığı kadar bağırdım.

Hemşire : Hanımefendi butona basmanız yeterli.
Talaş     : Bastım zaten!
Hemşire : Buyrun. Sizi dinliyorum.
Talaş       : Arkadaşımın durumunu merak ediyorum.

Bu sırada kapı çaldı.

Erdem              : Talaş nasılsın?

Birden ağlamaya başladım. Birazcık doğrulup kollarımı açtım. Uzunca bir süre sonra sarılmayı sonlandırdık.

Talaş  : Şelale nasıl?

Erdem : Yoğun bakımda.

Talaş  : Çok mu kötü durumu.

Erdem : Çok kötü denmez belki ama… ne bileyim işte!

Kapının açıldığını hissettim.

Meyve suyu kutusu ile yüzünü gizlemiş birisi girdi içeri. Yüzünü her ne kadar gizlemiş olsa da bu kişinin Tunç olduğunu anladım tabi.

Tunç   : Geçmiş olsun Talaş! Meyve suyu getirdim sana.
Talaş  : Sağol Tunç. İlginç bir mizah anlayışın var! Görmeme sevindim ama…

O sırada içeriye bir kişi daha girdi.

Tunç   : Tanıştırayım kuzenim Gizem.
Gizem : Geçmiş olsun Talaş. Keşke daha güzel şartlarda tanışabilseydik.
Talaş  : Teşekkür ederim.

Geçen gün AVM’de yanında gördüğüm kızdı bu. Yeni flörtünü “kuzenim” diye tanıştıracak hali olmadığına göre yersiz kıskançlık yapmıştım.

Talaş  : Şelale ile ilgili bana bilgi akışı sağlar mısınız? Çok merak ediyorum onu.
Tunç   : Bizi de almıyorlar yanına. Durumu ciddiyetini koruyormuş.
Talaş  : Uffff.
Gizem : Nasıl oldu kaza?
Tunç   : Gizem!!!!
Talaş  :Yok yok sorun değil anlatabilirim. Dizi onayı için avans almıştık, o avansla araba kiralayıp Polonezköy’de bir depoya gittik. Depodan çıkarken bekçinin yarım akıllı oğlu birden karşımıza çıkınca korktuk biz biraz. Ben düştüm falan yani o derece. Sonra arabaya bindik işte. Yağmur falan başladı. Birazcık da gergindik ne yalan söyleyeyim.
Gizem : Alkol falan mı?
Talaş  : Hayır hayır. Özel konular konuşmuştuk. Biraz içimizi boşalttık yani bir birimize. Dolayısıyla birazcık gergin de hissettik. Sonra arabanın bizi bize doğru birden kırıp topladı. Şelale’de kırdı o sırada… Sonrası malum..
Tunç   : İyiki sen sürmüyormuşsun!!
Talaş  : Tunç saçma sapan konuşma!
Tunç   : Hayır lan o açıdan değil. Büyükçe bir dere yatağı varmış orda. Oraya düşmemek için epey çabalamış Şelale. Frenler öyle diyormuş yani! İyi şoförmüş.
Talaş  : Haa o açıdan.
Tunç   : Herhalde o açıdan.