Bilmemek neden ayıp oluyor?

Herkesin bir yeteneği var. Kimi müzikten kimi harç karmaktan anlar. Kimi İsviçre çakısı gibidir; her şeyi bilir, kimi düz yolda düşer. Yine de herkesin hayat içinde kendisine bulduğu bir nokta muhakkak vardır ve hayatı o noktadan ibaret yaşar.

Ancak bizim milletin “Ben bilmiyorum” deme huyu maalesef yok. Her işi küçümsemek, ne olacak ki bunu ben de yaparım demek, bilmediği işlere burnunu sokmak hatalı bir gen gibi miras bize atalarımızdan.

Bana ne zaman adres sorsalar ve bilmiyorum desem suratlarda hayal kırıklığı değil de konuşan bir atmışım gibi bakmaları hep o nedenden işte.

Bilmiyorum diyen insana saygımızı kaybediyoruz. Ne tuhaf öyle değil mi? Halbuki hepimiz pek çok konuda cahiliz. Mesela ben göz ameliyatı yapamam, harç karamam.

Kulağıma tanıdık bir ses fısıldanıyor sanki “Öğrensen yaparsın abla, ne var ki onda? Herkes anasının karnında mı öğreniyor?”

Değil kardeşim, değil öyle.

Herkes her işi yapamaz. Bu yüzden bazı işlerin uzun yıllar süren çıraklıkları, bazı işlerin fakülteleri var.

Evet, hepimiz öğrensek şu ankinden bambaşka işlerde de en azından “eh işte” seviyesinde olabiliriz ama mademki o öğrenme aşamasında değiliz, her halta atlamamak gibi ya da kendinin farkında olmak gibi güzel meziyetlerle de yaşamda yer edinebiliriz.

Naçizane tavsiyem, hayatta her şeyi değil, bazı şeyleri güzelce yapabildiğinizi kabullenmeniz ve yaşamı hem kendiniz hem de bizler için daha çekilir hale getirmeniz yönünde.

TELEFONLA KONUŞMA ADABI

İlkokuldayken telefonla nasıl konuşulacağını öğrenmiştik. Çok zor da değildi ki hâlâ hayatımızda bir yeri var.

Arayan kişi, aradığı kişiye kendisini tanıtır; konuşma gerekli cümlelerin haricinde uzatılmaz, toplum içerisinde yüksek sesle konuşulmazdı vesaire…

Dün mesela belediye otobüsünde denk geldiğim ve konuşmanın tamamına kulak şahit olmak zorunda bırakıldığım için kendisinin bir sağlık çalışanı olduğuna kanaat getirdiğimiz hanımefendi ya bu dersin verildiği gün hasta izni almış ya da yeryüzünde yalnızca kendisinin yaşadığını düşünüyor.

Güzel kardeşim, ben niye senin 5 dakikalık markete gittiğin molada aranmanı, arayan kişinin seni işlettiğini, burada anlatamayacağım diğer detayları öğrenmek zorunda oluyorum?

Tamam, kulaklık icat oldu ve kullanıyorum ancak ya olmayanlar ne yapacak?

Ya da ben ne diye senin hayat-memat meselesi olmayan konuşmanın mağduru oluyorum?

Diyeceğim o ki; Ç3 olmasa hayatımda aksiyon da olmayacak ama artık hayatımın farklı heyecanlar yaşayacağım kısmına hazırım, mümkünse o dönem başlasın artık!