12 Eylül öncesi…

Bir dönemin klişe cümlelerindendi. “Yoksa siz, 12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsunuz?” Cunta yönetiminden sonra, seçimler yapılmış. Türkiye yeni rotasına sokulmuştu. Günümüze de pek hayır getirmeyen o dönemin en önemli ‘öcü’lerinden biriydi, 1970-80 aralığındaki “anarşi” dönemi. Tespit öyleydi “anarşikler” vardı. Birbirlerini öldürüyorlardı. Hatta aynı silahla hem Ülkücü hem de Devrimci vurulmuştu.

Azıcık demokrasi, grev hakkı ve özgürlükler, insanca yaşam falan dediğinizde hemen davranıyorlardı: “Siz 12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsunuz?”

Yıllar içinde ve eski Türkiye’de; Uğur Mumcu, Sabahattin Ali, Kemal Türkler, Nihat Erim, Gün Sazak, Ümit Kaftancıoğlu, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Abdi İpekçi,  Cavit Orhan Tütengil, Muammer Aksoy, Savcı Doğan Öz, Musa Anter, Gaffar Okkan, Eşref Bitlis, Hrant Dink, Çetin Emeç, Muhsin Yazıcıoğlu…

Ve daha onlarca devlet adamı ve bilim insanı ve entelektüel katledilmişti.

Terör yerine tedhiş kelimesi kullanılıyordu. Onlardan da hava alanı basan, diplomatlarımızı öldüren Ermeni tedhişçileri anlıyorduk. Yerli tedhişçi yok gibiydi… Banka soyanlar Eşkiya idi… Hatta PKK’nın ilk haline de öyle deniyordu: Dağdaki eşkiya sürüsü… Siyasal İslamcıların aktif örgütü Akıncılar idi. İBDA-C sonradan çıktı…

Zaten Türkiye kaynaşmış bir kitleydi. Ayrı gayrı yoktu. Sevelim sevilelim şeklinde hepimiz birer “sevgi kelebeği”ydik. Alevi-Sünni ayrımı yoktu, Türk Kürt ayrımı yoktu. Hatta Kürt bile yoktu. Sonradan oldu Kürtler. Sonradan olunca, önceden olan Cumhurbaşkanı bile oldular (Özal). Yani bakınız Kürtler Cumhurbaşkanlığına bile yükselebilirler, cümlesine özne yerine…

Diyarbakır zindanları diye bir şey yoktu. Hatta o dönemlerde buzdolabı ve çamaşır makinesi bile yoktu. Demirel, tüp gaz yok diyene, “isteyene bir kamyon yollarım” demişti. “Bana sağcılar ve milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz!” bile demişliği var Demirel’in… En önemlisi bizi bu günlere ulaştıran yüce cümlesidir: “Verdimse ben verdim.” (İlksan Skandalı)

Dindarlara baskı yapılıyordu. Namaz kılamıyorlardı, Ezanı Türkçe gibi anlamadıkları bir dilde dinlemek zorunda kalıyorlardı. Camiye gidemiyorlardı. Çünkü çoğu, CHP tarafından ahır yapılmıştı. Camiye gitmeye teşebbüs eden müminlere de jandarma dayak atıyordu. Dindarlar zulüm altında inim inim inliyorlardı. Okullara alınmadıkları için ne yazık ki yurt dışında okudular ve milyonlarca dolarımızı böylece gâvurlara kaptırdık.

Çok zor günlerdi o günler. Yeni kuşaklar bilemez, iplerini çözemez…

Onlar yeni Türkiye’nin mutlu çocukları. Artık dünya lideriyiz… Bizi kıskananlar çatlasın, vur patlasın, çal oynasın! Hoptiri, hoptiri, Hoptirinam!

Koduk mu oturturuz! Onlardan öğrenecek değiliz! Aya dört şeritli otoban yapacak kıvamdayız, güçteyiz, iman dolu göğsümüzü gere gere İslamın sancağını dikeceğiz!

Avrupa Avrupa duy sesimizi, işte bu Türklerin ayak sesleri! Oyunlara gelmeyiz, kündeye gelmeyiz. Künefeyi sever, büyüklerin ellerinden öperiz. Hoppa Nina!

Bizi bölemezler! Diyanet işleri başkanını yedirmeyiz! Koduk mu vergiyi, kimseyi içirmeyiz! Komploları bir bir açığa çıkardık. Telden iplik yaptık. İçimizi kemiren FETÖ alçağına bir dönem kanmıştık ama hemen uyandık. Kumpasa gelmiştik, fark ettik. Bizden başka kimse fark edemezdi.

Biz var ya biz… 3 Y bitti. Yolsuzluk, Yoksulluk, Yasaklar… Bitti yandı, kül oldu.

Artıkının, Yolsuzluk yok, Yoksulluk Yok, Yasaklar Yok… Bizden olana her şey serbest! İleri demokrasi budur. İç iç kudur!

Biz eskiden eskiden, su içerdik testiden! Yaptım kendi rakımı, alamadım başımı! Gaydırı gubbak, gubbak gubbak…

Masa üstünde testi hoppa ninna, Kemer belimi kesti hoppa ninna!

“Bana dönmek istiyormuşsun/hoppala yok ya

geri dönmek istiyormuşsun/hoppala yok ya” (Ajdar)

Bundan sonra böyle. Bütün bunları atlatırım, okumayanın gözünü patlatırım.

Hayırlı şerbetler, gubbak gubbak…

Yoksa siz 12 Eylül öncesine mi… Gubbak, gubbak!