“İnsanın başka çaresi olmayınca…”

Engelli oğullarıyla yaşam mücadelesi veren 74 yaşındaki Sefaya Teyze içini GÜNDEM’e döktü. Kekik satarak ailesini geçindirmeye çalışan yaşlı kadın, yetkililerden yardım eli bekliyor.

Bayramiç’in Söğütgediği köyünde yaşayan Sefaya Teyze’nin hikayesi yürekleri burkacak cinsten… Hayat arkadaşını 25 yıl önce kaybetmiş Sefaya Teyze, yaşama azmini ise kaybetmemiş. Kendi ifadesiyle ‘Başka çaresi olmayınca insan her türlü şartta yaşamaya’ alışıyor.

“Dede 25 yıl önce öldü”

Kekik kokan ellerini öptükten sonra başlıyoruz sohbetimize. İki tane pazar çantasını bacaklarının yanına koyuyor, ekmek teknesinin dizinin dibinden ayırmadan yanıtlıyor sorularımızı. Önce eşinden başlıyor konuşmaya. ‘Dede’ diyor ona. Belki beş, belki altı kere tekrarlıyor. “Dede 25 yıl önce öldü” diyor, her cümlesinin başında. Hayatı o günden itibaren bambaşka olmuş çünkü.

“Kızlarım aramaz sormaz, oğullarım engelli”

İkisi erkek, iki kız 4 evladı olduğunu söylüyor. Kızlarından yana dertli. İkisi de evlenip bir daha aramaz sormaz olmuşlar Sefaya Teyze’yi. Uzun uzun düşündükten sonra konuşmaya başlıyor. “Eşimi 25 yıl önce kaybettim. O günden beri çok zor durumdayız” diyor. “2’si kız, 2’si erkek 4 tane evladım var. Kızlar kocaya kaçtı, gitti. Oğullarımın ise birinin pek aklı ermez, diğerinin bir gözü görmüyor. Evin tüm işi bende o yüzden. Gerçi evde de ne ekmek var ne bir lokma yiyecek. Mecburen çalışıyorum ben de.”

“Konu komşu yardım ediyor”

Sefaya Teyze, geçim sıkıntısından her ne kadar dert yansa da komşularına olan minnettarlığını da gizlemiyor. Güleç yüzüyle “Allah komşularımdan razı olsun” diyor. “Evde aş pişmeyince en kötü onlar getiriyor bir şeyler, öyle karnımız doyuyor. Kendim bir şey alacağım zaman ise esnafa gidiyorum ama onlara da çok borcum var. Ondan, zaman zaman Çanakkale’ye geliyorum, merkezde bir tanıdığım var. Onda kalıyorum. Kekik satarak az çok para kazanıyorum. Poşetini iki liradan satıyorum zaten. Sonra susaklar var, onları satıyorum. Yarı aç yarı tok yaşıyoruz.”

74 yaşında olduğunu öğrenince ise şaşırmadan edemiyoruz. “Zor olmuyor mu?” diyoruz. O zaman yüzündeki gülümseme biraz solar gibi oluyor ve şöyle diyor:

“İnsanın başka çaresi olmayınca…”

“Zor oluyor tabii, olmaz mı öyle belirgin bir hastalığım yok ama bacaklarım tutmuyor hiç. Geçen kekiklerimi satmaya çalışırken düştüm, kafamı vurdum ama sonra kalktım, işime devam ettim. Başka çaresi olmayınca insan her türlü şartta yaşamayı biliyor.”

“Biri yardım eli uzatsa…”

Sefaya Teyze, son olarak ise sesini yetkililere duyurmak istediğini söylüyor. “Halimiz ortada” diyor, mahcup bir tavırla ama kimseye el avuç açmayacağını belirtmeden etmiyor. “Belediye olsun, yetkililer olsun destek olsalar güzel olur. Olmazsa da yapacak bir şey yok. Kekiklerim var, onları satarım. Dün ne yaptıysam bugün de onu yaparım. Allah bilir artık gerisini” diyor.

Röportajımızın sonuna geldiğimizde Sefaya Teyze’yle vedalaşırken elimizde bir demet kekik aklımızda ise çokça hüzün kalıyor. Bir de ona yardım eli uzatacak birilerinin varlığına dair birazcık umut…

Esra Çanlı