İmkansız Ama Yaparız!

Şelale             : Talaaaaaşcığımm. Hoş geldin tatlım..

Talaş              : Hoş bulduk Şelale. Ne çok sevindin beni gördüğüne!?

Şelale             : Gel tatlım hadi kahve içelim. Pınarcım bize iki kahve söyler misin?

Pınar              : Tabi Şelale Hanım. İkisi de sade mi?

Şelale             : Evet tatlım sade.

Ne zaman ziyaretine gitsem gariplik sezerim Şelale’de. Sanki bizim Şelale gitmiş de onun yerine itici birisi geçmiş gibi gelir. Garipserim. Alışamam. Sanırım iş yerindeki davranışlarını özel hayatında devam ettirse “gıcık” birisi olduğunu düşünüp arkadaşlık etmezdim. Plaza samimiyetsizliği denen şey -pek de öyle birisi olmadığı halde- onda da aksediyordu.

Tık tık tık.

 Pınar              : Şelale Hanım. Aşkın Bey geldi. Sizinle görüşmek istiyor.

Şelale             : Gelsin de!!! Aaaa onların işi mi gecikti?

Pınar              : Hayır hayır. Dead-line 5 gün sonra ki biz yarına bitirmiş olacağız. Ödeme için falan gelmiştir belki.

Şelale             : Hah iyi. Rezil olmayalım da adama! Tamam tatlım gönder sen.

İçeriye yuvarlak yüzlü, orta yaşlı bir bey girdi. Güleç bir insana benziyordu. Top sakal modası tarihe karışmış olmasına rağmen top sakalı vardı. Tokalaştık oturdu. Birkaç havadan sudan muhabbetten sonra asıl derdine geçti.

Aşkın              : Şelale Hanımcığım bizim işleri 19 Mayıs’a yetiştirebilir miyiz?

Şelale             : Aşkın bey dead-line 22 Mayıs biliyorsunuz.

Aşkın              : Biliyorum. Biliyorum hayatım zaten! ama erken olursa daha iyi olabileceğini düşündük. Yetişmez mi?

Şelale bilgisayarına gömülüp bir şeyler aramaya başladı. Ara ara “çok zor” gibilerinden söyleniyordu. Şelale her “çok zor” dediğinde Aşkın Bey’in yüzünde kırık bir tebessüm beliriyordu. Aslında “çok zor” değildi. Pınar’ın dediğine göre iş yarın bitiyordu. Rahat rahat teslim edebilirlerdi. Gelin görün ki beni karşılarken takındığı plaza davranışları yine üzerindeydi…

Bir süre sonra döndü.

Şelale             : Aşkın Bey. O kadar yoğunuz ki anlatamam. Fakat sizinle uzun vadeli işler yapacağız, bu yüzden bir şekilde yetiştirelim. Ek mesai falan yaparız artık ne yapalım!

Aşkın              : Şelale Hanım harikasınız. Nasıl teşekkür etsem bilmiyorum. Siz merak etmeyin bu dostluk uzun vadeli olacak. Tekrar teşekkür ederim. Yarından sonraki gün bizim çocukları gönderirim çalışmayı alırlar.

Şelale             : Tamam Aşkın Beyciğim. Ben teşekkür ederim görüşürüz.

Aşkın Bey çıktıktan sonra kahkaha patlattım. “Kızım” dedim. “Zaten bitmiş işi, ekstra mesai yapıp bitireceğiz diye pazarlamak neymiş?”

Şelale             : Ah benim güzel kalpli Talaşcığım. İş hayatı böyle tatlım. Dengeleri kurmak zorundasın.

Talaş              : Ben kaçıyorum. Akşama geç kalmayın.

Şelale             : Hmm.. İşler biraz yoğun ama denerim.

Talaş              : Bana yapma bari kızım yaa.. Hadi görüşürüz…