Laf Olsun, Torba Dolsun…

Laf Olsun, Torba Dolsun…

 

İnsanımız zamandan tasarruf etmeyi çok sever (!)

Hadi canım! Diyebilirsiniz. Deyin hatta… Valla!

 

Karşısındaki insanı dinlemeye veya okumaya, seyretmeye, bir konuyu araştırmaya zamanı yoktur. Bu nedenle artık kısa kısa konuşuyor ve anlaşabiliyoruz. Kafayı sallayıp, ‘Aynen’ dedi mi, dakikayı bırakın azıcık konuşabilmiş birine cevabı vermiş oluyorlar…

 

– Kardeşim sen ne anladın anlattığımdan?

– Aynen.

– Ne aynen?

– Dedin ya işte…

– Ne dedim?

– Aynen!

 

Bu diyalog hayali… Gerçekleşme ihtimali var mı? Cevabını biliyorsunuz. Evet var. Ben yazmasam dedim geçenlerde… Kimsenin zorladığı yoktu ama… Kimsenin umuru da yoktu. Kayıt düşürelim diye yazmaya devam.

 

  • ••••

 

  • İstanbul Çamlıca Camii, İstanbul’a yapılan yapılaşma kötülüğünün bir abidesi olma yolunda ama… Ama işte yapılıyor. Mimar Sinan’a hakaret edilerek hem de… Peki ne olmuş?

“Çamlıca Camisi inşaatında görev alan Hedef Yapı konkordato ilan etti. Şirket hakkında üç aylık geçici mühlet kararı verildi.” (gazetelerden)

 

Şimdi, kim bitirecek bu camii?

 

  • AKP’de Gökçek krizi çıkmış. Adam belediye başkanıyken yapmadığı kalmıyor. Yani basına düşenler anlamında söylüyorum. Ankara’da yaşayan aklı başında her yurttaşı gerim geriyor. Ankara’nın ruhunu boşaltıyor. En nihayet antidemokratik bir şekilde görevden alınıyor. Bu durum, bu şahsı aklamaz. Ancak… Ne oluyor? MHP bu şahsı aday gösteriyor.

Yani? Kendilerini fil sananlar tepişiyor, olan millete oluyor…

 

Seçer mi Ankara halkı bir daha Gökçek’i?

 

  • ROK. Marka gibi bir kısaltma. Açılımı şu Rasim Ozan Kütahyalı. Amerikan özentiliğinin bir sonucu bu arkadaş. Kısaltma anlamında. Ayrıca kendisi çok da uzun değil. Kullanılıp bir kenara atılmış bir dönem ünlüsü… Eşleri hanımefendi hâlâ hükümet kontenjanından gazeteci Nagehan Alçı…

Hatırlatayım, bu ROK olarak kısaltılan şahıs, yayım yayım yayılırken, beni kimse yıkamaz pozlarındayken… Ulaşılmaz gibiyken. Bir cümle kurdu herkesi rencide eden. Özellikle de Boşnakları. Aşağılık bir tanım ve benzetme yapmıştı. Yaygınlaşmasın. O nedenle alıntılamıyorum. Ayıp.

 

Bu ağır hakaret üzerine, (eski futbolcu, yeni milletvekili ve Boşnak asıllı) Saffet Sancaklı bir tepki verdi. Tepki, ROK adlı şahsın babasına kadar gitti falan derken, ROK’un babası bana hakaret var diye suç duyurusunda bulundu. Sonrasında yapılan soruşturma tamamlandı ve… Gazetelerde de yayımlanan gerekçeyi aynen alıyorum:

 

“Soruşturma neticesinde Sancaklı’nın, “Ş… oğlu ş… Böyle insanların artık toplum dışına çıkması lazım. Bu işin peşini bırakmayacağım” diyerek, Rasim Ozan Kütahyalı‘ya hakaret ettiği, hakaretin derecesini artırmak için “Ş… oğlu ş…” ifadesini kullandığı, hakaretin, şikayet edene yönelik olmadığı belirtildi. Hakaret edildiği belirtilen  Rasim Ozan Kütahyalı‘nın şikayetçi olmaması ve babası Seyhun Kütahyalı’ya hakaret edildiği yönünde delil bulunamaması nedeniyle, Saffet Sancaklı hakkında takipsizlik kararı verilerek, dava açılmasına yer olmadığına karar verildi. “

Yani baba, oğlu üzerinden kendisine hakaret edildiğini öne sürüyormuş…

 

Bu ROK, bir dönem bu alem benden sorulur havasında değil miydi? Şimdi nerede acaba? Bilen, duyan?

 

Ayrıca biz Rok diye bi ayakkabı modeli bilirdik bu adamlara kadar. Bağcıksız kolej modeli… İnternete girip ‘rok ayakkabı’ yazın göreceksiniz…

 

Son olarak, gazetelerimizin internet sayfalarındaki ‘bilgi bolluğuna’ veya ‘laf olsun sayfa dolsun’ mantığına dokunur giderim diye düşünüyorum.

 

Cumhuriyet Gazetesi internet nüshasının 25 Ekim 2018 tarihli haberlerinden biri. Başlık şu: “Dünyanın en tehlikeli yiyecekleri” Neredeyse tamamı tropik ülkelere ait. Kardeş, ne işimiz olur oralarda yahu!

 

Acaba bizden bir şey var mı diye bakıyoruz. Yok… En fazla Mürver’den bahsediyor… Zehirli falan… Geri kalanının bizim ülkemizle ilgisi yok.

 

Hiç işte. Laf olsun torba dolsun…