Oda

Göz kapaklarıma ışık vurduğunu hissettim. Sonra tekrar karanlık… Bu duyguyu size nasıl anlatabilirim bilmiyorum fakat bir bilgisayar açılırken beklemeniz gereken zamana oldukça benzediğini söyleyebilirim. Eğer bir bilgisayarın çalışma prensibini bilmiyorsanız bu süre boyunca sadece beklersiniz. Olan biten her ne ise, nihayetinde, anlayabileceğiniz bir görüntü vermesini beklersiniz. O an hissettiğim tam olarak buydu.

Zihnimin toparlanmaya çalıştığını hissediyordum. Göz kapaklarıma bir ışık daha vurdu. Başım zonkluyordu. Ellerimin acıdığını hissettim. Gerçeğin ilizyonuna -her nedemek ise-  uyanmak için birazcık gayret etmem yeterli oldu. -Birazcık da zorlanarak- yavaş yavaş doğruldum.

Bir odanın içindeydim. Dört kişilik bir ailenin ortasında rahatça yemek yiyebileceği, masa oyunları oynayabileceği büyüklükte bir odaydı bu. Bomboş bir oda. Odanın ortasında bir başka oda olduğunu fark ettim. Göz hizama geliyordu bu oda. Etrafında dolaşmaya başladım. Bir kaç tur attıktan sonra elimle duvarları yokladım. Sebepsizce -birkaç kez- duvarlarına vurdum. Küçük bir kapı ilişti gözüme. Kapı kolunu aşağıya doğru indirdim. Kilitliydi. Odanın etrafında yürümeye devam ettim.

İyiden iyiye yorulduğumu hissettim. Durdum. Başımı ellerimin arasına alıp yoğunlaşmaya çalıştım.

Neden buradayım? Ellerimi yana salıp derince bir nefes aldım. Küçük odanın duvar dibinde gözüme bir parlaklık çarptı. Birazcık yaklaştım. Küçük bir anahtardı bu. Hemen eğilip aldım. Yana doğru bir adım attım. Anahtarı kapıya soktum. Kolaylıkla girmişti. Çevirmeye çalıştım. Olmadı. Okkalı birkaç küfür savurup kapıyı yumrukladım. Birden saçlarımı yokladım. Topuzumun arasında bir tel toka hissettim. Hemen çektim. Saçlarım boşluğa düştü. 54 yaşımda olmama rağmen genç bir kız gibi hissettim. Anlamsız bir mutluluk sardı bedenimi. Kendi kendime bu sefer olacak dedim. Eğildim. Kapı deliğine dikkatlice sokup birkaç kez sağa sola çevirdim.

Dakikalar geçti. Olmadı. Lanet kapı açılmadı.

Yüzümü ellerime basıp ağlamaya başladım. Hüngür hüngür ağlıyordum. Güçlü kadın halimden eser yoktu. Ağladıkça rahatladığımı hissettim. Bir süre sonra ellerimi tekrar yana saldım. Küçük odanın duvarında asılı bir saç fırçası gördüm. Birkaç adım atıp aldım. Saçlarımı fırçalamaya başladım. Anılar geldi gözümün önüne. Annem özenle fırçalardı saçlarımı. Fırçanın değdiği yerlerin üzerinden avuç içiyle geçerdi sonra. Ara ara durup saçlarımdan öperdi. Fırçalama işi bittikten sonra etrafımda döner dikkatle kontrol ederdi saçlarımı. Sonra elimden tutup babamın karşısına götürürdü beni. Babam dikkatlice bakıp. “Aferin” derdi. “Artık güzel bir kızsın.”

Düşüncelerim dağıldı. Fırçayı sıktığımı hissettim. Elimi kuvvetlice yana doğru savurup fırlattım. Dudaklarımı ısırdım. Biraz önce özgür bıraktığım göz yaşlarımın akmamasını istiyordum bu kez. Gözlerimi bütün gücümle sıktım. Durduramadım. Bir kaç damla süzüldü.

Elimin tersiyle sildim yüzümü. Bir erkek çocuğu gibi yapmıştım bu hareketi. Bir erkek çocuğu kadar özgür hissettim. Yerdeki tel tokayı alıp saçlarımı topuz yaptım tekrardan. Göğüslerimi sıktım sertçe. Akıp giden zaman cildimi birazcık kırıştırmışsa bile hala alımlı bir kadın olduğumu hissediyordum. Güçlü hissettim kendimi. Güzel hissettim.

Yavaşça dizlerimi kırdım. Küçük kapı ile yüzüm arasında en fazla bir kol mesafesi vardı. Anlamaya çalıştım. Neden buradayım? dedim kendi kendime. Aşamalı düşünmeye çalışıyordum ama bunu terk etmenin zamanı gelmişti. Endirekt bir soru sordum. Kimsenin olmadığı iç içe geçmiş bu odaların içerisinde birisi beni duysun istercesine sesimi yükselttim. Neden burası? Tatmin edici bir cevap bulamadım.

Dizlerimin üzerine çöktüm.

Dizlerimi acıta acıta kapıya doğru sürükledim vücudumu. Tıpkı bir çocuk gibi yumruklamaya başladım kapıyı. Öfkeli öfkeli söyleniyordum.

“Açılsanaaaaaa”

“Aptal kapı”

“Neden bu kadar küçüksün”

“Ne var içerde?!”

Söylene söylene yumrukluyordum kapıyı. Kapıyı yumruklarken göz yaşlarımın, tekrar, akmaya başladığını hissettim. Vücudum halsizleşti. Yana doğru devrildim.

Bilinmeyen bir zaman sonra…

Göz kapaklarıma ışık vurduğunu hissettim. Sonra tekrar karanlık… Bu duyguyu size daha önce anlatmıştım. Göz kapaklarıma bir ışık daha vurdu. Başım zonkluyordu. Ellerimin acıdığını hissettim.

Doğruldum.

Sonra, küçük odanın etrafında tekrar döndüm.

Anahtarı buldum…