PAPAZ MI? AJAN MI?

Bir Papaz için, ABD ve Trump bu işin peşine bu kadar düşmez. Bu adam, resmen Papaz kılıklı ajan. Lamı cimi yok. İddianameye bakınca ne herzeler yediği ortada. Sonuçta adam mahkûm oldu. Yattığı süre dikkate alınarak, tahliye edildi. Apar topar yurtdışına kaçtı. Darısı Pensilvanya’daki Papazın, Türkiye’ye getirilmesine. Papaz davasında, zaten savcı hem az ceza istemiş, hem de yurt dışı yasağın kaldırılmasını talep etmişti. Hal böyle olunca, bir üst mahkemeye kim itiraz edecek ki?4 şahit başta söylediklerinin aksine, Karakolda Doğru söyleyip, mahkemede şaşmışlar. İfade değiştirip, Papazı aklamışlar. Sonuçta, Türk Adaleti hüküm vermiştir. Buna itiraz etmek, kimsenin haddi değildir. Ama kamuoyu vicdanında bu tahliye, rahatsızlığa sebep olmuştur. Ancak, Devletlerarasında, suçlularla ilgili bir sürü anlaşma var. Bir şey olupbitti mi? Bilemeyiz. Bilmemiz de gerekmez. Trump, Papazın derhal bırakılmasını isterken, yargılanmadan gönderilmesini kastetmişti. Burası Çadır Devleti midir? Yargılandı. Ceza aldı. Bu davayı konuştuğumuzda, aklımıza Nasrettin hocanın Kazan meselesi gelmektedir.

KAZAN DOĞURDU

Hoca Nasrettin, komşusundan bir gün kazan ödünç ister. İade ederken de hem teşekkür eder, hem de içine küçük bir kazan koyar. Komsusu merakla bu küçük kazanı sorunca da,-Komşu, bizdeyken kazanın doğurdu, der. Komşusu bu ise pek sevinir. Aradan epey zaman geçer, Hoca yine komşusundan kazanı ödünç ister. Komşusu da sevinerek verir. Ama bu kez aradan günler, haftalar geçer, Hoca’dan ses çıkmaz. Nihayet bir gün komşusu konuyu açmaya karar verir:-Hoca, bizim kazan ne oldu? Diye sorar. Hoca da üzgün bir ifadeyle:-Komşu çok zaman geçti aradan, senin kazan öldü. Sana nasıl söyleyeceğimi düşünüp duruyordum, der. Sinirlenen komşusu:

-Hocam ne diyorsunuz? Hiç kazan ölür mü? Kazan canlı mı ki ölsün? Hoca:-Doğurduğuna inanıyorsun da ölünce neden feryat ediyorsun, der komşusuna. Şimdi bu ajan Papazı, Türk Adaleti tutukladı.22 Ay hapiste tuttu. Sonra da 3 yıl 2 ay 15 gün ceza verip tahliye etti. Mahkûm olduğunu ses çıkarmıyorsunuz da, tahliyesine niye kızıyorsunuz ki, demezler mi adama? Tam Papazdan kurtulduk derken, bu kere hacı meselesi ortaya çıktı. Hacı kim midir? Cemal Kaşıkçı. Al sana bir bela daha. ABD ile sıkıntı bitti diye beklerken, Suudiler ortaya çıktı. Bu it oğlu itler, elbirliği ile Türk Devletini bir saniye rahat bırakmıyorlar. Pes mi edeceğiz? Yok, tabii ki. Asla. Alayına yeteriz evelallah.

GÜLMECE

Konumuz Papazdan açılmışken, öyle devam edelim. Rahip pazar sabahı pırıl pırıl bir güne uyanmış, canı müthiş golf oynamak istiyor, “Hastayım, bu gün vaaz veremeyeceğim” diyerek işi yardımcısına yıkmış, “Kazara kasabadan bir gören olur” diye tam 100 km. ilerideki bir golf kulübüne gitmiş, herkes kilisede olduğundan etrafta kimsecikler yokmuş. Topu çimin üzerine yerleştirmiş, tam o sırada bulutların üzerinden onu izleyen Melek, Tanrı’ya dönüp “Onun oynamasına izin vermeyeceksiniz değil mi?” diye sormuş merakla,“Tam tersine.. Bak ve gör” demiş Tanrı.

Rahip topa bir vurmuş, top 250 metre kadar uçmuş, uçmuş ve ‘hoooppp’ tek vuruşla deliğe girmiş. Melek “ Neden bunu yaptınız Tanrım?” diye sormuş şaşırarak, “Bu ona ceza” demiş Tanrı, “ Bu harika olayı kime anlatabilecek ki?”

Sağlıcakla kalınız.