OTOBÜS GÜNLÜKLERİ

Aksiyon dolu yaşamımın en hareketli anlarının zirve noktasının adı Ç3. Maşallah bu hat sayesinde ömrümün sonuna kadar maruz kalmasam da eksikliğini hissetmeyeceğim pek çok insanı (fazla) yakından tanımak durumunda kalıyorum.

Tabii ki bu hayatta otobüs kullanan tek insan değilim ama aralarında derdini anlatabileceği köşesi olan sayılı insandan biri olduğuma göre niye kullanmayayım?

GAZ KAÇAĞI

Şimdi özellikle Eylül ayı itibariyle tavan yapan bir şikayetimi dile getirmek istiyorum. GAZ ÇIKARMA!

Tıbbi bir maruzat yoksa insanların, tuvalet dışında herhangi bir yerde gaz çıkarmaları toplumumuzda hem hoş karşılanmaz hem de hakikaten sağlıklı bir davranış biçimi olarak kabul görmez.

Bu durumun yanlış olduğunu da daha çok küçük yaşlarımızdan itibaren ailemiz tarafından öğretilir. Bu eğitim ilerleyen yıllarda kreş ya da anaokullarında ve daha sonra ilkokulda da tekrar edilir.

Peki, bu kadar eğitime rağmen ailesinin bağrından kopup gelmiş genç arkadaşlarımız niye bu konuda vurdumduymaz acaba?

Buraya kadar epey kibarca dile getirdiğim konunun bu kısmında şunu belirtmek isterim: Güzel kardeşim, sen otobüs motobüs dinlemem, salarım gazı dersen; ben de “Bu çocuk da bir insan, rencide etmeyeyim” demem, seni gayet güzel rezil ederim. Sonra arkamızdan istediğiniz kadar “yaşlı ve huysuz insan” güzellemesi yapabilirsiniz.

AĞIZ KAPATMA BECERİSİ

Bir de şu ağız kapatamamak var. Canım, evladım, güzel çocuğum! Niye sakız çiğnerken dilin ve dişlerinle çıkardığın tüm sesleri hizmetimize sunuyor, etrafa salyalarını saçıyorsun? Çene ishali mi oldun acep? Kendi içinde çiğnesen sakızını, evine gittiğinde de gönlünce patlatsan daha iyi değil mi? Niye hem mikrop saçıyor hem de benim gibi bir salon hanımefendisinden ağız dolusu azar işitiyorsun? Yazık değil mi gençliğine?

TELEFON ADABI

İlkokuldaki Hayat Bilgisi derslerinde hepimize telefon ile nasıl konuşacağımız öğretilirdi eskiden. Şimdilerde var mıdır bilmem. Cep telefonlarından dolayı zaten herkes bir şekilde aşırı iletişim halinde, o hepimizin malumu. Ancak şehir içi otobüste ben ne diye sevgilisiyle ana avrat küfür ederek tartışan insana maruz kalmak zorunda oluyorum? İn otobüsten, konuş karşındakiyle bitir işini, kapat telefonu yani, nedir bu kadar zor olan?

KULAKLIK

Şimdi güzel kardeşlerim, kulaklık denilen alet İkinci Dünya Savaşı sırasında icat edildi. Belki sen bilmiyorsundur, hatırlatayım dedim. Otobüse bindin, telefonundan vakit geçirmek için video izlemeye karar verdin. Takarsın kulaklığını, sen sağ ben selamet ama olmuyor. Niye? Çünkü pek değerli küçük hanımlar ve beyler; bu yaşamda sadece kendileri varmış gibi yaşamaya devam ettikleri için herkesi kendi zevklerine maruz bırakmakta sakınca görmüyor.

Sonuç ne derseniz… Sonuç şu efendim, eskiden tek tük olduğu için “Sabret, birazdan ineceksin” diyerek kendimi sakinleştirmeye çalıştığım bu tür eften püften ancak mide bulandıran olayı daha fazla sineye çekemeyeceğime karar vermiş bulunuyorum. Sanıyorum ki evrimimin bu noktasında “otobüsteki huysuz teyze” olmak için gerekli tüm şartları taşıyorum.

Artık onlar düşünsün, değil mi ama!