Zor…

Canım güzel ülkeme bakarken, gördüğünü yazamamak zor. Niye?

Bana ilişkin değil bu durum. Herkes gördüğünü alenen yazamaz, aktaramaz durumda. Niye? Ucu gider bir yere dokunur. Korku her yerde. Cıss konular var bu ülkede. Bir kelam bile edemezsiniz…

 

Sanki bir futbol hakemiyim. Kimse bana bir telkinde bulunmuş değil ama faulü çalamıyorum işte. Penaltıyı veremiyorum. Ne düşünürler sonra…

Onlara da penaltı gibi gelmiş midir acaba, verse miydim?

 

Bu “Sanki” ile başlayan cümleleri çoğaltmak mümkün. Pazarcıdan tutun, maaşı gün be gün eriyen emeklimize, işçimize, doktorumuza, öğrencimize… İsterseniz haksız yere hapiste yattığına inandıklarınıza uyarlayın. Gözünüzü kapatın, bu haykırışların ve çığlıkların, çekilen acıların sahipleriyle empati kurmaya çalışın. Bir de apaçık görünenler var.

 

Kısa bir gezinti yapayım.

 

“Özür Diledik Ya!”

 

Mecliste basın toplantısı. MHP milletvekilleri açıklama yapıyor. Açıklama bitiyor, bir TV muhabiri soruyor: “Peki bu İş Bankası hisseleriyle ilgili ne söyleyeceksiniz?” Açıklamayı yapan MHP’li vekil “Teşekkür ederim” derken, yanında bulunan MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, muhabire aynen şöyle diyor: “İş Bankası’nda hissen mi var lan” (MHP’liler kahkahalar atıyor, cümlenin sahibi de…)

 

Muhabir gayet sakince “Yalnız Lan demenizi yadırgadım doğrusu” diyor… Enginyurt özür dilerim diyor. Muhabir, gazeteci olduğunu ifade ediyor. Bunun üzerine Cemal Enginyurt’un yüzünde donan gülücüğüne şunlar eşlik ediyor. “Özür diledik ya, daha üzerine gitmeye gerek yok!”

 

Neyse ki, diğer vekil gönülden bir özürle bu gafı kapatıyor. Bakar mısınız; hakaret eden sanki vekil değil, gazeteci… Daa üstüne gitmeye gerek yok diye ayar verdikten sonra herhalde kafa konacaktı vekil!

 

Derken…

 

Kafayı koydum!

 

İddialara göre, bir gece kulübünde eğlenirken ünlü bir şarkıcı olan Berkay’ın eşine sözlü tacizde bulunuyor eski milli futbolcumuz Arda. Berkay’ın eşi Özlem Ada Şahin, Arda’nın kendisine Çok güzel kadınsın, evli olmasan seni kaçırmazdım. Dediğini iddia ediyor. Bunun üzerine mekânda bulunan Berkay, vaziyeti Arda ile konuşmak istiyor. Arda kendi ifadesinde o anı şöyle anlatıyor: “…ensemden tuttu, o an çok sinirlendim ve kafayı koydum.” Olay burada sonlanmıyor, daha var…

Arda kafayı koyduktan sonra Berkay’ın burnu kırılıyor, hastaneye kaldırılıyor. Arda Turan, hastaneye koşuyor ve belinde bir silah… Berkay’a diyor ki, “Bu olaylara inanıyorsan al bu silahı kafama sık!” Silah ateş alıyor, tavanda bir mermi izi, fotokopi makinesinde bir mermi çekirdeği derken işler sarpa sarıyor… Hazin bir kariyer. Çünkü bu çocuğu sevmiştik bir zamanlar. Milli kahramandı.

 

Törkiş Yapalım!

 

Bu kaçıncı değişiklik? Ben sayamadım. Turkey mi, Türkiye mi derken bir de Turkish (okunuşu: Törkiş anlamı Türk) yapalım çıktı!

 

Malumunuz İngilizce “Turkey” kelimesi Türkiye demek, ama eş anlamı da Hindi… Bu çift anlam yüzünden bizi inciten espriler yapardı yabancılar. Mesela, bir maçta bizi yendi diyelim İngilizler, hemen yaygaracı ucuz bulvar gazetelerinde şu başlık atılırdı: Hindiyi kızarttık!

 

Sinir bozucuydu ve yıllardır yurt dışında yaşayan soydaşlarımız bu durumdan hoşnut değildi. Tanıtımda ve ürünlerimizin üzerine Turkey mi, Türkiye mi yazalım diye epey bir boğuşmuştuk.

 

Uluslararası bilinir markamız olan Turkey’e döndük. Hatta lale motifli nefis bir logomuz vardı. Bu logoyu Türkiye olarak da kullanıyorduk. Hindi esprisi yapılmıyor artık ırkçı görünmemek için.

 

Şimdi bakan değişti… Hayda… Yeni Turizm bakanı diyor ki, bu hindi benzetmesi yüzünden, Turkish logosu olacak. Yani Türk. Peki, ülkemizi tanımlıyor mu bu sözcük? Bakan icraat yapacak ya. Peh peh peh!

 

Türkiye hep Amerika’yı yeniden keşfedenlerin ülkesi oldu. Olsun bunlar da geçer, bunlara da katlanırız.