TRAFİK TERÖRÜ

Farkında mısınız, Çanakkale’de trafik kazaları had safhaya çıktı. Her gün onlarca kaza haberi alıyoruz. Sağ olsun, Tekin Uğurlu kardeşimiz sayesinde anında haberimiz oluyor. Peki, bu kazaların ana sebebi sizce neleredir? Yollar mı, cezalar mı yetersiz ya da araçlar mı kusurlu? Hiçbiri değil. Belki yukarıda saydıklarımız sebebin yüzde 5’i ya da 10’udur. Yani kazalarda insan unsurunun kusur oranı, % 90-95 civarındadır. Aslında araştırma yapmaya da gerek yoktur. Günlük hayatta, sürücülerin nasıl araç kullandıklarına şahit oluyoruz. Deli gibi araç kullanıyorlar. Hele trafik ışıklarında durum vahim. Sarı ışığı gören gaz keseceğine, gaza basıyor. Işıkları takan yok. Zaten motosikletlerin geçiş üstünlükleri var. Trafik ışıkları onlar için yapılmamış. Farkındaysanız, kazaların çoğunda motosiklet var. Bir teklifimiz var. Sarı ışık kaldırılsın. Yalnızca, kırmızı ve yeşil ışıklar olsun. Çok faydalı olacağını düşünüyoruz. Böylece sarı ışıkta geçmek için kimse gaza basamaz. Ne dersiniz, uygulamaya değer mi?

BUGÜN PAZAR

Haliyle tatil günü. Hiç olmazsa haftada bir gün vatandaşı problemlerle üzmemek lazım. Bu sebeple, bir iki fıkra çızıktıralım da vatandaşın keyfi gelsin. Buyurunuz.

Temel karısı ile Mısır’a gitmiş. Meşhur Kahire Müzesi’ni gezerlerken bir mumyanın önünde durmuşlar. Karısı sormuş: “Temel bu sargılar içinde yatanın önünde yazan M.Ö. 2830 ne anlama geliyor?”

Temel “Valla bilemedim” demiş “Ona çarpıp kaçan arabanın plakası olabilir..”

***

Fakir Temel’e büyük ikramiye çıkınca kutlamak için şehrin en lüks restoranına gitmiş ve listeden en pahalı şarabı seçmiş. ”Tercihiniz hangi yıl?” diye sormuş garson, “Saçmalama..” demiş Temel, “On, bilemedin on beş dakika sonra getir işte!”

***

Temel ile Dursun ormanda yürürlerken ellerindeki sepetleri ağzına kadar alabalık dolu 2 kişiye rastlamışlar. Nerede ve nasıl avladıklarını sormuşlar. “Köprüden başım aşağıda, ayaklarım yukarıda sarktım. Arkadaş da beni ayaklarımdan sıkıca tuttu. Alabalıklar suda zıplarlarken, onları ellerimle yakaladım.” diye cevap vermişler. Hemen bizimkiler önlerine çıkan ilk köprüde, tarif edilen gibi yapmışlar, Temel başı aşağıda köprünün tam ortasına kadar aşağı sarkmış, Dursun da onun ayaklarından sıkıca tutmuş, biraz sonra Temel “Çek beni yukarı çabuk, çabuukk!” diye bağırmış. “Hayrola?” demiş Dursun, “Balık mı geliyor?” temel çığlık çığlığa “Yok bee ne balığı!” diye bağırmış, “Tren geliyor!”

Sağlıcakla kalınız.