• ŞEHİR HASTANESİ

    Hastane çok güzel. Büyük, ferah. Ya uzaklığı? Sormayınız. Yarın karda kışta, vatandaşın çilesini tahmin edebiliyoruz. Gelelim en büyük probleme. Sizler, hiç bu hastaneye gittiniz mi? Diyelim ki, 3. kata çıkacaksınız. Nasıl çıkacaksınız? Tabana kuvvet derseniz, gençlik lazım. Hasta olmamak lazım. Oraya gelenler zaten hasta. Üç katı nasıl çıksınlar? Keza, bir merdiven var. Evlere şenlik. Maket gibi. Bizim gibi iki kişi yan yana gelse, pert. Ne yapacaksınız? Asansöre yöneleceksiniz. Kliniklere gitmek üzere kullanılabilecek, üç tane asansör var. Birisi çalışmıyor ya da personel için ayrılmış. Diğer ikisi faal. Bu hastaneye günde 3-4 bin insan geliyor. Bu iki asansör bunlara yetecek mi? Millet nerede ise asansör kavgası yapacak. Otobüste sıra, yer kavgası gibi. Uzun süre bekliyorsunuz. Hasta arabaları, tekerlekli sandalyeliler de giriyor. Bu binayı yapanlar ya da projeyi çizenler, olacak izdihamın dikkate almadılar mı? Tabii ki, bu olumsuz durumdan şu anki hastane yönetimini suçlamak haksızlık olur. Yapan yapmış. Teslim edip gitmiş. Bundan sonra nasıl bir tedbir alınır? Dışarıdan asansör ilavesi mi yapılır, biz bilemeyiz. Ancak gerçek olan bir şey var ki, asansörler kâfi gelmiyor.

    BADEM

    Yıllarca tarım teşkilatında çalışmış birisi olarak, 15 gün önce 55 TL olan badem içinin, şu an 80 TL olmasını çözemedik. Acaba yeni bir tür mü geliştirildi? Ağacı dikerken ya da toplarken Dolar üzerine mi çalışılıyor? Bu nasıl bir uygulama? İthal mi yoksa? İthal olsa bile, alternatif olarak, yerli üretimin de tezgâha konulması gerekmez mi? Kapı anahtarını biliyorsunuz. Yedeğini yaptırmak için anahtarcıya gittiğinizde, kaç lira veriyordunuz? 3 lira. Peki, şimdi kaç lira oldu, biliyor musunuz? Tam 5 lira. Niye zamlandı? Niye zamlansın ki? Moda oldu zam yapmak. Bu fırsatçı esnaf, ahilik ahlakından nasibini almamış bu soyguncular, şöyle düşünüyor: Her şeye zam geldi. Bizim zati ihtiyaçlar için eve aldığımız yiyecek, giyecek, kira vs zam gördü. Bundan etkilenmemem için, benim de zam yapmam gerekiyor. Vur abalıya. Gücü, gücü yetene. Aynen böyle. Peki, üç on para ile geçinmek zorunda olan garibanlar, dar gelirliler neye zam yapacaklar? İnsafsızlar. Devlet, demir yumruğunu göstermeye başladı. Bizler de, sorumlu vatandaşlar olarak fahiş fiyat uygulayan bu hadsizleri, yetkililere bildirmek zorundayız. İhmal etmeyiniz. Alo 175 numaralı telefonu ücretsiz arayıp, şikâyet ediniz. Yoksa ortalığı boş bulup her türlü herzeyi yiyecekler.

    AZICIK GÜLELİM

    Hapishanede gardiyan adamın adını yüksek sesle bağırıp, “Karınız ziyarete gelmiş görüşme odasında bekliyor” demiş. “Hangisi?” diye sormuş mahkûm. “Ne?” demiş gardiyan, “Senin kaç karın var?” Mahkûm “Tam 8 tane” diye cevap vermiş “O yüzden içerideyiz ya!”

    ***

    Gözleri hayli zayıflamış yaşlı öğretmen sınıfa girince çantasını kürsüye koyması ile “Sen! Köşede çömelmiş olan! Ayağa kalk ve ezberlemeniz için dün size verdiğim şiiri oku bakalım!” demiş. “B…Bilmiyorum efendim” diye gelmiş cevap. “Nee?” diye hiddetlenmiş öğretmen, “Dün gece ne yaptın bakayım?” diye sormuş. “Arkadaşlarla kahvede oyun oynamıştık efendim!” Öğretmen daha da hiddetle “Seni küstah! Dili de bir karış. Köşede çömelip ne yapıyordun ha?” bağırmış. “Kalorifer borusunu tamir ediyordum efendim. Ben kalorifer tamircisiyim de!”

    Sağlıcakla kalınız.