• Ört ki ölem

    Tüm kültürlerin olduğu gibi Anadolu kültürünün de iki-üç kelime ile bir kitap dolusu cümleyi anlatabilecek nefis atasözleri ve deyimleri vardır. Lafı gediğine koymak gerektiğinde, bir durumu karşınızdakine çabucak anlatmak istediğinizde falan imdadınıza yetişiverirler.

    Birkaç tanesini yazıvereyim, belki bir gün lazım olur da kullanırsınız:

    “Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek.”

    “İnsan gün gelir dağı kaldırır, gün gelir darıyı kaldıramaz.”

    “Çiftçinin karnını açmışlar kır tane “gelecek yıl” çıkmış.”

    “Eliyle hamur ovalar, gözüyle dana kovalar.”

    “Eğri ağaca yayım, her gördüğüne “dayım” deme.”

    “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.”

    “Münasebetsizi cehenneme atmışlar, odunum yaş demiş.”

    “İti an, çomağı hazırla.” ile “İyi insan lafının üstüne gelirmiş.” gibi birbirini yalanlayan söz ve deyimler de var elbet.  Bir de birden fazla anlama gelenler var tabii.

    Ört ki ölem

    Bu deyimi gerçekten çok severim. Deyimler Sözlüğüne göre her ne kadar anlamı “Çok önemli şeyleri elde edemeyen kişilerce “Nasıl yaşarım?” anlamında kullanılan bir söz.” Ancak sadece önemli şeyleri elde etmekle sınırlandırılamayacak kadar güzel bir kullanım alanı var. Mesela utanmak gibi.

    Şimdilerde toplumumuzda utanan insan görmek hakikaten çok nadir olduğundan, bu sözü ya da benzerini kullanan insan sayısı da az.

    Herkesin maşallahı var, bir halt mı ettiniz mesela. Asla utanmayın kardeşim, çıkın ortaya ve “Evet yeaaaah, ben yaptım öyle de nooolmuş yani? Ne büyüttün?” falan deyin. Hem belki sizin yerinize işleri yoluna koyacak bir enayi çoktan bulmuş da olabilirsiniz.

    Sakın ama sakın hatanızı kabul etmeyin, özür dilemeyin, kendinizi geliştirmeye falan da çalışmayın.

    Bugüne kadar ve bundan sonra yapacağınız her türden hareket için doğuştan haklısınız siz. Asla ve asla hatanızı kabul etmeyin.

    Kesinlikle mütevazı falan da olmayın. Sonra biliyorsunuz bir başka meşhur söz der ki “Fazla mütevazı olma, gerçek sanırlar.”

    Değil mi efendim, şu üç günlük dünyada kendinizi eleştirmeye falan, değmez. Hele hele yaptığınız yanlışı kabul edip, kat’a kenara çekilmeyin. Maazallah işin sonunda yaptıklarınızın bedelini ödemek, hesap vermek gibi şeyler de olabilir.

    Hiç gereği yok durduk yerde.

    Yazının sonuna bir şeye bağlayacaktım ancak birden “Amaaan” dedim, “Bağlasan ne, bağlamasan ne? Sen doğru düzgün yazmıyorsun diye dünya batacak değil ya! Hiç yani!”

    Haydi selametle…