FIRTINA FENA VURDU!

Ağaçları, çatıları, arabaları, kayıkları, sandalları uçuracak derken, milletin kesesini vurdu. Nasıl mı? Anlatalım. Millet bir gün önce marketlere hücum etti. Öyle bir hücum ki; marketlerin elinde poşet kalmadı. Gerçekten. Ekmek stoku da çabası. Arabaları kapalı otoparklara, AVM’lerin parklarına koydular. Nasıl bir milletiz, anlamak mümkün değil. Körfez Savaşı sırasında, Yunanistan bize füze atacak dedikodusu yayılınca, vatandaş marketlerde gıda maddesi bırakmamıştı. ATM’lerin önlerinde, sabaha kadar kuyruklar oluşmuştu. Erzakını, parası alan iç bölgelere çekilmişti. Bugüne gelirsek, çoğu insan kasırganın fazla bir zarar vermeyeceğini biliyordu. Bizler gibi. Ne yazık ki, kasırgaya karşı aldığımız sözde tedbirlerin yanında, öteki dünyaya yatırım yapmayı göz ardı ediyoruz. Fırtına bir varsayım. Gelir, gelmez. Teğet geçer. Ama hesap günü kaçınılmaz. Peki, hesap günün düşünen var mı? Helali, haramı gözeten var mı? Nerede? Bu fırsatçılığın sonu nereye varacak?

PAZAR PAZARI

Tedbir olarak pazar günü pazar açılmadı. Yanlış bir uygulama. Çatı uçacak diye düşündüler herhalde. Peki, Çanakkale oldum olası kaç fırtına, kaç kasırga görmüş? Kaç adet çatı uçmuş? Pazarın çatısı, sağlamsa neden korkuyorsunuz? Üstelik bir gün önce akşama doğru, kasırganın yön değiştirdiği, Çanakkale’ye zarar vermeyeceği açıklandı. Buna rağmen pazar açılmadı. Pazar olmayınca, biz de yeşillik almak için, Kepez’deki yol üzerindeki manava gittik. Bir domates var ki sormayın. Dağ gibi. Temizlemiş, dizmişler. Üzerinde 7 lira yazıyor. Abovv. Bir gün önce Gökçalı Köyü Muhtarını görmüştük. “Domates tarlada kaç lira?” diye sorduk.”3 lira” dedi. Düşünün. Adam 20 km öteden Domatesi,3 liraya alıyor, üzerine 4 lira kar koyup 7 liraya satıyor. Yazıklar olsun. Köylüden daha fazla kazanıyor. Üstelik emeksiz. Üreticiye yazık değil mi? Keza üreticinin fiyatı da yüksek. Neymiş? Domates üretimi azmış. Az olunca, olan için zam yapmak farz oluyormuş. Zaten adam tarlaya domates ekmemiş ki. Dolar ekmiş. Tüketiciyi düşünen yok. Bitmedi. Tam beş dal taze soğan 3 lira. Maydanoz 2 lira. Üstelik bir kalabalık ki, görmeyiniz. Vatandaş pazara gidemeyince, manava koşmuş. Eee. Bundan iyi fırsat mı olur. Ver zammı. Ver coşkuyu. Allah sizleri bildiği gibi yapsın. Yaptığınız haksız kazanç, haram zıkkım olsun. İbrahim’in değdi gibi, Bu kar Baran, elbette yaza döner. Fırtına, kasırga, yağmur biter ama sizlerin yaptığı tahribat ömür boyu unutulmaz. Yediğiniz haram lokmalar, öteki dünyaya kalmadan, bu dünyada sizleri tırmalar.

ZAM ŞİFA MIDIR?

Rahmetli Demirel, zamanın birinde “Zam şifadır” demişti. Fırsatçılar herhalde bu sözü rehber edinmişler ki; her türlü zammı, alavere dalavereyi yapmaktan geri kalmıyorlar. Adam,19 lira fiyata sattığı Palm yağ içeren margarinin etiketine “Tereyağı Keyfi” diye yazmış. Milleti aldatıcı bir ibare koymuş. Yahu, milletin işi gücü dolandırıcılık. Fırsatçılar tavuk etinde de vatandaşı söğüşlemeyi unutmamışlar. Dolar yiyen tavuklar haliyle zamlı olmaya başlamış! Organik tavuk göğsü, (Bu “organik” nasıl oluyor, hâlâ anlamış değiliz.) 50 liraymış, şimdi kilosu 100 lira olmuş. Bunu kim yer, nasıl alır? Dötü moklu geleneksel tavuğumuzun moku mu çıktı? Bizde de suç yok mu? Niye alıyoruz ki?

GÜLMECE

Vallahi bu kadar zamdan, dolandırıcılıktan sonra fıkra beklemeyiniz. Ne? Küser misiniz? Peki, öyleyse acıcık ucundan şettirelim. Öğretmen küçük kızın resim ödevine baktıktan sonra, “Yavrum annenin yaşı kaç?” diye sormuş. “40, öğretmenim” diye cevap vermiş küçük kız. “Bunu öğrenmem iyi oldu tatlım” demiş öğretmen küçük kızın yanağını okşayarak, “Bundan sonra sana ödev olarak ‘Ona uygun konular’ vereyim de kadıncağızın canı sıkılmasın.”

Sağlıcakla kalınız.