Yaşlılara Yer Verme Kuralı

Büyüklerimizin baş tacı olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum ki daha yazının en başından linç girişimlerine karşı gardımı alayım.

Bizlere öğretilene göre; büyükler sayılır küçükler sevilir, otobüslerde yaşlılara yer verilir, büyükler konuşurken küçükler söze girmez.

Daha nicesi…

Saygı; özellikle son dönemde azalan tahammülümüzle iyice anlam kazanan bir kavram halini aldı bana göre. Ekonomik sıkıntılar, egolar ve artan nüfus dolaylı yoldan etksisini gösterirken en belirgin etkilerinden biri tahammülümüzün azalması oldu.

Zorlaşan hayatlarımızda her gün birçoğumuz tarafından kullanılan otobüslerdeki gerginlik ise aslında bahsi geçen konuyu net biçimde özetliyor. Vatandaş ayrı dertli şoför ayı dertli ama hepimiz yakınıyoruz. Stres en çok toplu taşımada dışa vuruluyor.

Diğer yandan kent nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturan ve yaşlı nüfus diye tabir edilen vatandaşlar, toplu taşımada ayrıca zorlanıyor. Kullanmak durumundalar, bir genç kadar ayakta duramıyorlar. Ancak bu büyüklerimize yer verme meselesinin çok farklı sonuçlar doğurduğu da oluyor.Bakış açısı ve eğitim düzeyi birçok kente göre iyi olan Çanakkale’de ne yazık ki istenmeyen olaylar bazen yaşanıyor. Bir nezaket ve saygı örneği olan büyüklere yer verme, edinilmiş haklardan biriymiş gibi savunuluyor. Saygının küçük büyük ayırt etmediğini bilen büyüklerimizin aksine agresif tavırlar ve kavgacı yaklaşımlara da şahit oluyoruz. Zaten yuhlamaya hazır olan ahali de böyle durumları kaçırmadan anında körüklüyor.

Kimsenin kimseyi anlayıp dinlediği yok. Karşısındakinin yüzüne bile bakmadan aldım-verdim oynuyor herkes. Yaşlıyı daha otobüse binmeden fark edip yer vermeyen saygısız oluyor mesela. Kimse engeli olup olmadığına bakmıyor, kimse ne şartlarda yaşadığını-çalıştığını bilmiyor, kimse “Hasta mıdır?” diye aklından geçirmiyor. Hepimiz robot gibiyiz.

Bu yazdıklarımı cevaben “Zamane gençleri” diye iç geçirenler olabileceğini tahmin ediyorum. “Kıdemli kentliler”imize bir garezim yok.
Bir büyük ayakta zor dururken oturan genç ile tüm gün her şartta çalışan genci ayağa kaldırıp gezmeye giden yaşlı dinçi bir kefeye koyarak robotlaştık diyorum. Yalnızca onlardan ilhamı alıyorum.
Öyle sahneler gerçekleşiyor ki bazen otobüsün kapısında yaşlıyı gören genç kalkıyor, büyüğü oturuyor. Ne bir göz teması ne bir iki kelam. Ne “buyrun” diyen var ne teşekkür eden. “En fazla yarım saat sürecek olan bir yolu oturarak gideyim diyor biri, “Yer vereyim de linç benden uzak olsun” diyor öbürü.

Tadımız kalmadı.