İNSAN VE İNSANCIKLAR ARASINDAKİ FARKLAR

Bir oğul düşünün ki, annesini toprağa verdiği gün yüreğine düşen korla mücadele edeceği  yerde, kararmış vicdanların kustuğu kinde boğulmak isteniyor.

Kimden bahsettiğimi, son günlerde biraz olsun haber izleyen-okuyan bilir. Geçtiğimiz gün annesi Güngür Özsoyeller’i kaybeden dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say elbette…

Ağustos ayı başında kentimizde yoğun katılım ile düzenlenen 55. Uluslararası Troya Festivali’ni renklendiren, festivale özel bestelediği 40 dakikalık “Truva Sonatı” ile gönlümüzde taht kuran o değerli sanatçımız…

Dünyanın tanıdığı-dünyanın saydığı Fazıl Say, özünü de asla unutmayan örnek bir sanatçı olmakla birlikte Avrupa Birliği tarafından önceki yıllarda “Kültür Elçiliği” unvanıyla görevlendirilen bambaşka bir değerimiz… Başka bir ülkede olsa el üstünde tutulacak olan biri, bizim ülkemizde bir grup (çocukluğunu ve gençliğini yaşamamış) zavallının yersiz eleştirilerine maruz kalabiliyor. Annesini kaybedeli daha birkaç gün geçmesine rağmen acısını içine atıp bir de bu içi karalara cevap veriyor. Yazık… Gerçekten koca bir YAZIK…

Yok annesinin cenaze namazını kılmasına laf edenler, yok inancını sorgulayanlar… Bu çirkin yorumlara söylenecek tek bir söz var: SİZE NE!?

Bizim insanımız neden ve nasıl bu hale geldi? Yoksa, hep böyleydi de şimdi mi cesaret bulabildi?

Ünlü bestekar, maalesef sosyal medya üzerinden saldıranlara sosyal medya üzerinden istemeyerek de olsa cevap veriyor. Yazmak istemediğini belirten ifadelerle açıklamasına başlayan Say, nefret dolu, incitici yorumlar için sadece İnsani olan her şey bu yazılanlarda unutulmuş, terk edilmiştir” diyor. Ardından ülkemizi yöneten devlet adamlarına, iktidara, muhalefete, liderlere ve dahi Cumhurbaşkanına teşekkür edip insanların inancını sorgulamanın kimsenin haddi olmadığını vurguluyor. Ve sonuç olarak, onca iğrenç yoruma rağmen “Dostlar” diye hitap edebildiği şahıslara, şu insanlık dersini veriyor:

Bu tartışmalar olmasın, çocukça bu, içindeki sevgi ve iyiliği tüketip kin ve nefret kusanlar, lütfen insan olduğunuzu hatırlayın, hepimizin insan olduğunu hatırlayın, lütfen yazdıklarınızı kaldırın, bu yapılanın kimseye bir faydası yoktur.”

Demem o ki; kendini başkasının yerine koyabildiğin kadar, başkasının acısını kalbinin en derininde hissedebildiğin kadar İnsan’sın!

Yok, olmuyorsa zorlama…

Değil insan, “İnsancık” bile olamazsın!



, , , ,