Vurucam kırbacı

Bugün sosyal medyada veganlara Allah ne verdiyse saydıran bir beyefendinin yorumuyla karşılaştım. Şimdi “Allah ne verdiyse” dediysem de kendisine pek bir şey bahşetmemiş, eh bendeniz de onun sınırlarını zorlamak istemediğimden “anlayabileceği” kadarıyla yazdım, yapıştırdım bir cevap.

Lakin o yazı boyunca hep aklımda bir cümle yankılandı “”Benim olacak fıstık, binicem üstüne, vurucam kırbacı, vurucam kırbacı, babam çok zengindir, çuvalla para verir”.

Hatırladınız değil mi?

Çocukluk travmalarımızdan Öksüzler filminden bir sahneydi bu. Çok da detaya girecek değilim ama Şişko Nuri’nin cümlesiydi. Hayatta masum olana el uzatan, imkân sahibi olup da vicdan sahibi olamayan herkesi temsil ediyordu o karakter.

Derken biraz internete bakınırken fark ettim ki Şişko Nuri’yi canlandıran oyuncu Sıtkı Sezgin vefat etmiş, üstelik de yakın bir zaman önce.

Gazeteler vermiş boy boy haberlerini “Şişko Nuri’nin cenazesinde büyük vefasızlık” falan diye.

Sanki kendileri o satırları yazarken, birilerinin sırtından prim kazanmak dışında herhangi bir şeye dair vefa duyuyorlarmış gibi…

Ömrünün son demlerini pek çok başka Yeşilçam emektarı gibi huzurevinde geçirmiş olan 69 yaşındaki Sezgin, çoklu organ yetmezliğinden öldü diye geçti kayıtlara.

Oysa sanırım çoklu duygu eksikliğinden ölüyoruz.

Son darbeyi de vicdansızlığımız ile vefasızlığımız vuruyor.