ÇİLE, BÜLBÜLÜM ÇİLE!

Çanakkale’de yaşayan insanların çilesi başladı. Fakat bu sene bambaşka. Eskiden, hafta sonları, Bayram önü ve arkasında iskelede gemi izdihamı olurdu. Şimdi haftanın her günü kuyruk. Üstelik bu yıl tersine bir kalabalık var. İnsanlar İstanbul’a doğru gidiyorlar. Artık tatilden mi dönüyorlar? Hadi, her yıl Bayramda kaçtık, bari bu yıl evimizde geçirelim, diyerek, dönüyorlar mı? Bilemiyoruz. Öyle veya böyle. Çileyi bizler çekiyoruz. bu işin bir çaresi, formülü yok mu? Hadi Demircioğlu ve Cumhuriyet Meydanından vazgeçtik, diyelim. Yahu İnönü caddesinde de aynı sıkıntı mevcut. Ne tarafa dönersen dön. Her taraf kilit. “Bu kuyruklar İl ekonomisine katkı sağlıyor” diyenlere diyoruz ki, vallahi bir lira kazandırmıyor. Üstelik kaybettiriyor. Zira çarşıda alışveriş yapmak isteyen yerli vatandaşlar, bu kuyruklar yüzünden alışverişe de gitmiyorlar. Biz bu kuyruklardan bıktık doğrusu. Sayın ilgililer, bilgililer bir çare bulsun artık. Efendim, Çanakkale köprüsü olunca kuyruk azalacak. Hatta bitecek diyenlere de diyoruz ki, o zamana kadar kim öle? Kim kala. Köprü de yapsanız, bu millet yine gemi ile geçer. Demedi demeyiniz.

AZICIK UCUNDAN

Fakir adam kulübesine koşa, koşa gelmiş, elinde bir yumurta, karısına göstermiş:
“Bak bana yumurta hediye ettiler!”
“İyi güzel de bir yumurtayı ne yapacaksın?” Adam kızmış!
“Sen de hiç Allah razı olsun demezsin!”Kadın, “canım bir yumurta işte, ne çıkar bundan!” deyince adam anlatmaya başlamış:
“Sende akıl yok ki! Beni iyice dinle… Bu yumurtayı komşumuzun kümesindeki yumurtaların arasına koyacağım. Civcivler çıktıktan sonra bir dişi civciv seçeceğim. Bu civciv büyüyüp, tavuk olacak, o da yumurtlayacak… Bu yumurtaları da kuluçkaya yatıracağım, onlar da civciv yumurtlayacak, paramız olacak ilk paramızla bir buzağı alacağız, buzağı büyüyüp inek olacak, onu satıp tekrar bir buzağı kazanacağız. O kadar çok para kazanacağız ki, ev alacağız, tarla alacağız, eşya alacağız, belki eve güzel bir hizmetçi de alırız.”
Kadın sormuş:
“O elindeki ne?”
“Yumurta değil, hayal dünyam!”
Kadın çekip almış yumurtayı yere atmış kırılmış, adama “hadi bakalım” demiş “senin hayal dünyan yıkıldı yeniden başla!”.**** Adam eve gelmiş, karısı çırılçıplak, kızmış:
“Sırtına giyecek bir şey bulamadın mı?”
“Ne yapayım elbisem kalmadı!.. Kocacığım!”
Adam hırsla gardolabın kapağını açmış, birer, birer saymaya başlamış: Bunlar elbise değil mi? İşte maksi, işte mini, işte döpiyes, işte askılı… “Bu da komşunun delikanlı oğlu!” Sağlıcakla kalınız.