“Zihinsel çalışma yükü”

Çizer Emma tarafından yayınlanan “Fallait Demander” başlıklı çizgi roman, Bianet için Nil Delahaye tarafından Türkçeleştirildi. Yayınlanan çizgi roman, binleri arkasından sürüklemese de konu hakkında bilgisi olan kişilerin dikkatini çekti.

Ortadoğu’da bulunan bir ülkede yaşayan bir toplum olarak geçmişte daha çok ataerkil yapıyı benimsemiştik. Kitle iletişim araçları ile birlikte, bilgi paylaşımının hızlanması elbette bu konuyu da etkiledi. Kadınlar da dünyanın bir ucundaki kadının yaşam şeklinden haberdar olmaya başladı. Farklı sonuçlar doğuran bu değişiklik ve daha fazlası bakış açılarını değiştirdi.

“Zihinsel Çalışma Yükü” kavramı bir şekilde hayatımıza girdi.  Bu yük, genellikle kadınların hayatında uzun zamandır bulunuyor. Ancak bu sözcük öbeği ile tanımlanışı biraz daha yakın zamanda gerçekleşti.
Yukarıda bahsi geçen çizgi roman tam olarak bu konuya değinir. Romandaki kadın karakter, fiziksel yükü az olsa da zihinsel anlamda müthiş bir yorgunluk yaşıyor. Kadınlar ve erkeklerin farklı düşünce yapılarından bahsedilirken kadınların daha detaycı ve kapsamlı düşündüğü bilgisi kulaktan dolma da olsa gezer ortalıkta. Kadının çok yönlü düşünmeye eğilimli oluşu, dezavantaj kısmında ise ona zihinsel yükü getiriyor. Birçok kadın dolaptaki her sebzenin bozulma süresini aklında tutarken diğer yandan çocuklarıyla ilgilenip işine gidiyor. Yakın çevre ilişkilerindeki dengeyi sağlamaya çalışan kadınlar, diğer yandan evdeki düzenle başa çıkıyor ve tüm bunlar olurken fiziksel görüntüsüyle de yakından ilgilenerek bakımlı kalmaya çalışıyor.

Elbette bu yazılanlar detaylı bilgi içermemekle birlikte yüzeysel cümleler.

Fakat çoğu zaman yaşanan şeyler.

Zihinsel olarak ağır yüklerin altına giren kadınlar, bir dönem sonra çoğunlukla bu durumu fiziksel olarak da hissetmeye başlıyor.

Karşıdan müşterek görünen hayat, çoğunlukla kadının üzerine yıkılıyor. Tabii tam tersi durumlar da mevcut. Zihinsel yük, toplum yapımız gereği genellikle kadınların omzunda olsa da erkekler de aynı durumu yaşıyor. Hatta ev arkadaşlığı, aile ile birlikte yaşama da bahsi geçen konuyu açığa çıkarabiliyor.
Yorgunluğun yalnızca fiziksel olmadığını kavrayamadıkça tepkiler de sertleşiyor. Hele de içinde bulunduğumuz ekonomik süreçler bu tepkileri bambaşka boyuta taşımak için körüklüyor.

“Zihinsel Çalışma Yükü” tanımını bilmek ise bizlere önce ne yaşadığımızı anlatıyor sonra da içinde bulunduğumuz durumu anlatabilme fırsatı sunuyor. Böylelikle çözüme daha çok yaklaşmış; “Söyleseydin yapardım”ın cevabını mantık çerçevesinde açıklamış oluyoruz.

Emma’nın çizimleri ise konuyu bir bakıma özetleyerek olabilecek en basit halde anlatıyor.

https://bianet.org/biamag/toplumsal-cinsiyet/190166-sorsaydin-ya

Yıldız Sağlam