DOLAR YÜKSELİYOR BİZ YÜKSELİYORUZ EKTİĞİMİZİ BİÇMEKTEN KORKUYORUZ

Gündem ekonomi iken başka şeyleri konuşmak-konuşabilmek çok da mümkün olmuyor. Protestolar ediliyor, meydan okunuyor, dolar yükseldikçe yükseliyor.
Dolar yükseliyor.
Biz yükseliyoruz.
Paramızın değeri düşüyor.
Biz yükseliyoruz.
Protesto ederken yakıp yıkıp parçalıyoruz. Amerika’ya sitem edip “emperyalist” diyoruz. Bir grup çıkıyor; “Elindeki telefon ayağındaki ayakkabınla protesto etmen anlamsız” diyor. Haklı. Ama bu cümleyi kurmak da artık çok anlamsız.
Çok kısa zaman önce “Ülkemize turist çekmeliyiz, dolar esnafa yarıyor, ekonomiye can veriyor” diyorduk şimdi “Burada senin paran geçmez Trump” diyoruz.
Zor günler bekliyor hepimizi…
Çünkü ilmek ilmek ördük bugünleri.
Üretmedik.
Tükettikçe tükettik.
Tembelleştik.
“Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı” derken 15 yıl önce, şimdi baştan ayağa ithaliz.
Popüler dediğimiz bir kültürün içinde akıp giderken hayatımız, tarım coğrafyasında tarlaya hasret kaldık.
Biraz fazla okuyup yazan varsa kafasını ezdik, zamanında yerli üretime dikkat çeken ne kadar insan varsa seslerini kısıp dinlemedik. Şimdi döndük dolaştık, “Amerika’nın esiri olmayacağız, düzene karşı çıkacağız” diyoruz.
Ama biz düzene karşı çıkanlara “Vandal” da dedik.
Şimdi, “Üreteceğiz” diyoruz. Üretelim, üretmeliyiz.
Yitirdiklerimizi yerine koyabilmek için uzun yıllara ihtiyacımız var.
Yıktığımız fabrikaları yeniden kurabilmek için emeğe ihtiyacımız var.
Geç kaldık.
Bu yurdun bir insanı olarak yurttaşlarımı gördükçe endişeleniyorum. Yurt dışında yaşayan genç arkadaşlarımızın sadece garsonluk yaparken bile buradaki prestijli meslek gruplarının sağladığı yaşamdan kat be kat daha iyisini elde etmelerini garipsiyorum. Bu ülkenin gençleri bu ülkede barınamıyor. Hayatta kalabilmek için, emeklerinin maddi ve manevi karşılığını görebilmek için gitmelerini izliyoruz.
Kriz yine alt sınıfa kriz.
Fedakarlık yine alt sınıftan bekleniyor.
Cehaletin doruğunda zor günler yaşıyoruz.
Anlamsız, hiçbir sonuca varamayan sloganlar atıp telefon kırıyoruz.
Bağımsızlık uğruna destanların yazıldığı bu ülkede; ne ölüyoruz ne de yaşıyoruz.
Bir alamete bindik, sonumuzu bekliyoruz.
Ektiğimizi de biliyor, biçmekten kaçıyoruz.