DOLAR VE ATATÜRK! (2)

Dünden devam ediyoruz. Mustafa Kemal Atatürk, Heyet başkanı sıfatıyla, ABD Heyet Başkanı General Harbord’a, bağımsızlığımızdan asla taviz vermeyeceğimizi, kazanmak için elimizden gelen bütün mücadeleyi vermeye kararlı olduğumuzu belirtir. Hâlbuki dünyaya meydan okuyan insanların elinde fazla bir şey yoktu. Ordu bitmiş sayılırdı. İşgale uğramıştık. Bir Ali Galip hadisesinde bile 20 tane teçhizatlı askeri zor bulabilmiştik. Yoktuk. Yoksulduk. Perişandık. Ortada bir güç oluşmamıştı. Sadece inanmış birkaç adam vardı. Atatürk’ün bu çıkışından sonra söz alan ABD heyet başkanı General Harbord, bu tür bir umudun ne mantığa, ne de askeri kaidelere uymadığını söyler ve ekler: “Bir takım insanlardan, kendi canlarına kıydığını duymuştuk. Şimdi de bir Milletin toptan intiharına şahit mi olacağız yoksa?” Bu sözler üzerine Mustafa Kemal Atatürk söz alır. “Söylediğiniz doğrudur General. İçinde bulunduğumuz durumda yapmak istediğimiz şey, ne askerlik açısından ne de başka bir açıdan açıklanabilir. Ancak, her şeye rağmen, yurdumuzu kurtarmak, hür ve müstakil bir Türk Devleti kurmak, medeni insanlar gibi yaşamak için, bunu mecburen yapacağız.” cevabını verir. Atatürk, avucunu yukarı dönük olarak elini masanın üzerine koyar, “Başaramazsak, bir Kuş gibi düşmanın avucuna düşecek, ağır ve şerefsiz bir ölüme katlanacak yerde, (konuşurken parmaklarını yavaş, yavaş kapatarak) şerefli Türk Milleti’nin çocukları olarak, dövüşerek ölmeyi tercih ederiz.”

KARABEKİR PAŞA

General Harbord bu duruma bozulur. Görüşmelerine devam eden Harbord, Erzurum’da Kazım Karabekir Paşa ile görüşür. Ona bir teklif sunar.”Türkiye’nin iktisat ve sanayi bakımından yükselmesi için sermayeye ihtiyaç vardır. Ecnebi sermayede emniyet unsuru arar. Amerikan sermayesi memleketinize ancak bazı stratejik mevkilere Amerikan askerlerinin getirilmesi şartı ile girebilir. Buna ne dersiniz?

Kazım Karabekir Paşa şu cevabı verir: ”Anlaşılıyor ki, sermayenizin yağma edilmesinden korkuyorsunuz. Eğer sadece yatıracağınız kapitali, masumiyet altına almak için asker gönderecekseniz, mesela yalnızca Erzurum’a üç yüz bin asker göndermeniz icap eder. Yoksa göndereceğiniz beş-on bin asker, daha buraya yaklaşırken, bizim silahı bile olmayan Dadaşlar tarafından tesirsiz hale getirilir. Siz, ne yazık ki, Türk Milletini tanımıyorsunuz.”

Yokluklar içinde bile bu emperyalist ABD’ye teslim olmamışız. Şimdi mi olacağız? İstedikleri kadar Dolarla oynasınlar. Papazı da, keşişi de, FETÖ düzenleyicisi 20 ajanınızı da vermiyoruz işte. Panik yapmayın. Ve sağlıcakla kalın.