BAĞIMSIZLIK, DOLAR VE ATATÜRK!

Dolardaki oyunu aklıselim olanlar tespit etmiş durumda. Erdoğan ve Bahçeli nefreti ile gözleri dönmüş olanlar ise, oh çekiyor. Ülke batsın da Erdoğan ve Bahçeli de batsın diye dua ediyorlar. Hiç merak buyurmayınız efendim. Biz bu numaraları çok gördük. 28 Şubat’ta da, 2001 yılında da bu film sergilendi. ABD ye, Turp dallamasına kızıyoruz. Peki, içimizdeki İrlandalılara ne demek lazım? Sosyal medyada, hergün her saat doların seyrini yayınlayıp, işte 16 senede geldiğimiz durum diye veryansın edenler. Sizin FETÖ haininden, PKK sevicilerden ne farkınız var? 16 yıl içinde ekonominin iyi yönetilemediğini söyleyebilirsiniz. İktidarı eleştirebilirsiniz. Bizim partimiz daha iyi yapardı diyebilirsiniz. Amma velakin, ülkenin bu durumuna sevinemezsiniz. Seviniyorsanız tek kelime ile hainsiniz. Atalarımız ne demiş. Kol kırılır yen içinde kalır. İçerideki muhalefeti yapalım. Ancak dışa karşı bir ve birlik olalım…

ESARET Mİ?

“Yirminci asırda 500 milyon lira borcu.Harap bir memleketi, pek mümbit olmayan bir toprağı… Ancak 10 ya da 15 milyon TL geliri olan bir kavim için, bir harici müzaheret olmaksızın yaşamak imkanı bile olmaz. Savaşı kazanamayacağımız gibi, kazansak bile ne ile geçineceğiz?” Müstakil yaşamaya mali vaziyetimiz müsait değildir. Parasız ve ordusuz ne yapabiliriz? Onlar Tayyare ile havada uçuyorlar. Biz henüz kağnı arabasından kurtulamıyoruz. Onlar dretnot yapıyorlar, biz bir yelkenli bir gemi bile yapamıyoruz. Bu haller ile bugün istikbalimizi kurtarsak bile,yine günün birinde bizi taksim ederler.” Bu ve bunun gibi hiç umut vermeyen konuşmalar, Sivas Kongresinde yüreği vatan aşkı ile tutuşan, kurtuluş için çare peşinde koşan, ancak gerçekleri anlatmakla kendini görevli sayan vatanperver delegeler tarafından söylenmiştir. Kongre üzerindeki harici ve dahili baskıların artması üzerine, Amerika’dan “Mandaterlik” konusunda görüşme talep edilmiş, Amerikalı General Harbord, heyet başkanı olarak Sivas’a gelmiştir. Görüşmeler başladığında, Amerika yapacağı yardımın karşılığında bağımsızlığımızdan ödün ister. Mustafa Kemal ise Heyet Başkanı sıfatı ile hiçbir konuda en ufak bir tavizimizin söz konusu olamayacağını, Türk Milletinin bağımsız yaşamaya alışmış bir millet olduğunu, bağımsızlığını kazanmak için gereken mücadeleyi vermeye kararlı olduğunu söyler.

Yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz. Atatürk’ü paravan olarak kullanan sahte Atatürkçüler, ABD’nin yaptığı bu oyun karşısında nasıl tavır aldığını, yarınki yazımızda okusunlar. Ulu önderin parolası neydi? Ya İstiklal, Ya Ölüm! Yani teslim olmak yok. Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O da bütün vatan sathıdır. Hep birlikte. Birlik ve beraberlikle. Yarın görüşmek üzere. Sağlıcakla kalınız.