• Krizi mi ele alsak festivali mi?

    Çok zor bir haftayı geride bıraktık. Doların ateşini bir türlü düşüremedik. Twit atıldı yükseldi, açıklama yapıldı yükseldi. Yerinde durmadı. Eh yükselsin bakalım. Nereye kadar?

    Biz en iyisi güzelliklerden bahsederek haftaya başlayalım. 55. Troya Uluslararası Festivalimiz, görkemli bir Fazıl Say konseri ile başladı. Dünya çapında ismi ve sanatçı kimliği olan Fazıl Say konseri muhteşemdi. Birkaç eksikliğin yanında. Bu eksiklikleri bugünden söyleyelim. Seneye önlemini de yetkililer mutlaka alır. Almalıdırlar. Öncelikli konser alanına artık Çanakkale’liler sığmıyor. Alan oldukça dar geliyor. Aslında etkinliklerin bulunduğu alanların tümü dar ve yetersiz gelmeye başladı.  Salon, salon, salon en büyük eksiğimiz. Çanakkale büyüyor, gelişiyor. Yetkililer, bu hıza ayak uydurup yetişmeliler.

    Truva Örenyeri’nde yapılan resmi açılış töreni görülmeye değerdi. Festivali düzenleyen organize eden birime, bu birimin başındaki isme ve çalışanlarına teşekkür edilmeli. Eksiklikler yok mu? Tabi ki vardı. Katılım yeterli görülebilir ama bana göre tam değildi. Öncelikle Sayın Valimizin, Sayın Milletvekillerimizin, eski belediye Başkanlarının da burada olmasını temenni ederdim. Birbirimizi sevmeliyiz. Birbirimizi anlamalıyız. En azından anlamaya çalışmalıyız. Doların bu denli yükselmesinin bir nedeni de bunlar olabilir mi? Kimseye akıl vermek, ahkam kesmek işimiz değil. Ama bu memleket bizim. Karpuz gibi ikiye ayrılmamalıyız.

    İnce bir detay;

    Bu yılki festivalin logosunu çizen isim Merve Ceylan’dan örnek vererek konuyu detaylandıralım. 618 kişi yarışmaya katılmış. Adana Ceyhan Belediye Başkanı’nın kızı Merve Ceylan, 1. olmayı hak etmiş. Juri değerlendirmesini böyle yapmış. Çok da haklılar. İşin biraz detayına girersek, açılış töreninde İtalya’dan, Almanya’dan, Macaristan’dan ve Çek Cumhuriyeti’nden kardeş kent yetkililerinin bulunduğu bir ortamda dostluk rüzgarları estirildi. Yarışmayı düzenleyen CHP’li belediye, yarışmayı kazanan da AK Parti’li Belediye Başkanının kızıydı.

    Ödül töreni sırasında Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, ödül vermek için Merve Ceylan’ı sahneye davet etti. Sahneye gelen Merve Ceylan, Başkanla kendi inancı doğrultusunda tokalaşmadı. Elini göğsüne götürüp selamını verdi. Başkan Gökhan, aynı şeyi yaparak elini göğsüne götürüp ‘Hoş geldiniz’ dedi. Selamını verdi ve ardından babasını, mevkidaşını sahneye davet etti. Bu görüntüler hiç yadsınmadı. Ödülü alan Merve Ceylan ve ailesi de getirdikleri hediyeyi Başkan Gökhan’a takdim ettiler. Çok güzel dakikalar yaşandı. Demek ki istendiğinde, empati yapıldığında birbirimizi anlayabiliyoruz. Kim bozuyor Çanakkale’nin dengelerini?

    Gerçekten Truva savaşlarını bu tür organizasyonlarda, barışa döndürmeliyiz. Çanakkale halkı ve toplumumuz, karpuz gibi ikiye ayrıldı mı, bundan kimse kazançlı çıkmaz. Biraz empati yapıp, birbirimizi anlamaya çalışmalıyız. Kutsal toprakların üzerinde yaşayan insanlarız. Çanakkale savaşlarında omuz omuza dönemin Emperyalist güçlerine karşı mücadele vermiş atalarımızın torunlarıyız. O’nlara layık olmaya çalışmalıyız. Aynı saldırı bu günlerde topla, tüfekle değil ama ekonomik olarak yapılıyor. Bir olup, birlik olup bunun üstesinden gelmeliyiz. Günlük siyasi çıkarlar için suni tartışmalar, asılsız yalanlarla birbirimizi galla kuyusuna atmaya çalışmamalıyız.

    Hamasi nutuklarla bu saldırılara karşı koyamayız. Birbirimizle yarışalım. Siyasi olarak da farklı düşünebiliriz. Farklı da düşünüp, fikirlerimizi çatıştıralım. Ama ne olur biraz birbirimizi anlayıp, birbirimize sabır edip, düşmanı cesaretlendirip, kendimize güldürmeyelim. Birlik olmaz isek ne doların, ne de bizleri birbirimize karşı dolduranların önüne geçemeyiz.

    10 Ağustos Anafartalar Zaferi’nin 103. yıldönümü törenlerinin anlamını böyle anlar ve anlatırız. Önümüzde yapılacak olan yerel seçimlerde Çanakkale halkının beğenisini, sempatisini, güvenini, sevgisini kazananlar göreve gelecektir. Artık seçimler eskisi gibi ezbere yapılmayacak, halk tarafından ezberler bozulacaktır. Bunları unutmamak gerekir.

    Çanakkaleliler, Çanakkaleli gibi düşünenlerden yanadır. Çanakkale’de amaç para kazanmak değil, Zafer kazanmak geçmişe bağlı kalmak demektir.