VESVESE

Hayal kurmayı severim; hem de her konuda. İşimle, evimle, pişireceğim yemekle, gideceğim düğünle, alacağım çantayla ilgili bile önce hayalini kurarım.

Bir nevi ön hazırlık safhası gibidir benim için. Kafamda netleştiririm görüntüyü. Bazen mükemmelleşir, bazen tamamen değişir.

Yaşım isterse 100 olsun, ben hayal kurmaktan vazgeçmem. Vazgeçmem ama son birkaç gündür kendimi çok kötü hissetmeme neden olan bir şey keşfettim.

Artık sonu felaketle bitmeyen hayal kuramıyorum. Üstelik bu felaket bazen tamamen yıkım oluyor, bazense ortalama bir yerde beni hapsediyor.

Diyelim ki kendimi geliştirmek üzerine bir hayal kuruyorum; yeni bir dil ya da program öğrenmek gibi. Kurduğum hayal birkaç adım sonra kâbusa dönüşüyor. İçimden bir ses “Ne olacak ki bunu yaparsan?” diyor. “Nasıl olsa bir işe yaramayacak?”, “Allame-i cihan da olsan, vasatla boğuşmak senin kişiliğine uygun olmadığına göre yine başladığın noktada kalacaksın.”

Ya da diyelim ki evi boyamak istiyorum. “Boyasan ne olur, boyamasan ne?”, “Nasıl olsa mükemmel olmayacak (kafamdaki gibi olmayacağı kesin).” vesaire vesaire…

Olasılıklar arasından en kötüsünün kafanızda sürekli dolanıp durması kadar kötü bir şey yok. İnsanın hakikaten elini kolunu bağlıyor.

Velhasılı kelam vesvese sahibi oldum. Nasıl olmayayım ki? Üstelik bu sadece gelecek korkusu değil. Hayatımızı ele geçiriyorlarken, bizim elimizden hiçbir şey gelmeyeceği hissinin içimize işlemesi.

Hiçbirimiz yaşadığımız ülkenin ya da şehrin gerçeklerinden sıyrılamıyoruz. Bir yerden sonra insanda ne kadar çabalarsam çabalayayım hiçbir şey olması gerektiği şekilde olmayacak hissi gelip oturuyor.

Tabii ki bu duruma kendimizi kaptırıp, nasıl olsa öleceğiz diye kendimizi bırakacak halimiz yok. Çünkü kendinizi tamamen soyutlayamazsınız asla. İsterseniz dağ başında olun. Yarın öbür gün şirketin biri çıkar gelir, bulunduğunuz arazideki herhangi bir şeye göz koyar. Size hayatı zindan eder.

Gördünüz mü yine yaptım J

Çözümü nedir bilmiyorum ama en azından işe evi boyamaya devam etmekle başlayacağımı biliyorum. Eh sanırım bu da bir şeydir.