Tatil bitti

Çok uzamıştı zaten. Yani laftaki tatilim. İşe yaradı tabi. Yazı yazayım diye gündemi takip etmek zorunda kalmadım. Hayattan kopamıyorsun ama…

Göz ucuyla yurdumu takip ettim. Yok öyle yıldızlar, gökyüzü, Mars-Jüpiter bilmem ne gözlemi. Hamağa kurulup sallanayım falan…

Bi kere yaş gelmiş şuna buna… Nereye sallanıyon? Hamaktan inebiliyon mu bakalım? (İzmirliyim, hemşehrimi görünce; gidiyom, geliyom, domat, bakcan mı bilader… Kaçıl kenarı gibi kelimeler-uyarılar çıkabiliyor ağzımdan, yabancısı olmayana sözüm yok.)

Tatilden dönüşüm biraz layt (light) oldu önceleri. Bilemiyorum. Dedim ya ülke gündemine göz ucuyla baktım diye… Sonra dikkatlice bakınca, vay annesini demişim…

İşsiz kalmış AKP milletvekilleri, yakından tanıdığımız biri özellikle, CHP’yi sarakaya alma çabası içinde. Bir de bunlara öğretmişler/belletmişler, mutlaka CHP’yi, HDP’ye bağla diye… Bağlıyor işte kötü kopya falan diye… AKP’nin neyin kötü kopyası olduğunu demiyor ki kimse… Alla Alla… Eşsizdir arkadaşlar. Arap aleminin nice Müslüman Kardeşi bunların eline su dökemedi…

Bir başkası ise CHP için; yakışıyor mu 95 yıllık partiye, falan diyor. Bi kere sana ne? İki kere ayrıca sana ne? Bak Soner Yalçın, Demirel’in 40 yıl önceki vaatleriyle güncel 100 günlük program arasında paralellik kurdu. 40 yıldır değişim meğişim yok. 40 yılda laf üretmişiz sadece diyor. Bunlara cevap üretmek lazım gelmez mi? Hem iktidar olup, hem mağdur… Nasıl oluyorsa işte… Var mı diyeceğiniz?

Yok dünya bizim karşımızda eğiliyormuş, Türkler ne der diye herkes gözümüzün içine bakıyormuş… Bir yandan herkese posta diğer yandan azıcık sıkışınca hemen şikayet başlıyor. Demagoglar ve vantriloglar ülkesiyiz.

Logical’iz yani.

Hem tek başına iktidar olarak eyliyorsun, hem de şikayet ediyorsun.

Zaten 16 yıl iktidarda olup da özgürlük vaat eden bir iktidar olarak tarihe geçtiler bile. Başka konularda da tarihte tekler… Yerim dar. Yoksa yazardım.

Bir dönem bir kalıp vardı: “Bu ülkede komünist ve hatta Kürt ve hatta eşcinselsen… Kısaca Yandın!” demekti bu… Hiç kurtuluşun yoktu. Hepsi bir arada… Bittin sen kardeş… (Yani onlara göre)

Herhalde bir katalog var. Oradan seçiliyor bu argümanlar. Bul en iyisini, yama gitsin. Veya çamur at, izi kalsın… Veya ülkenin gerçekleri. En iyisi üst akıl ve ülkemiz üzerine oynanan oyunlar. Dolar mı arttı. Üç beş kuruş artmayla batmayız! Yaşa! Şak, şak, şak! Bu yazıyı yazdığımda: dolar 5.38 TL idi. Yaşa! Bana ne dolardan, ben işimi TL ile görüyorum. Yaşa! Şak, şak, şak! (Alkış sesleri)

En iyisi Büyük Oyun. Oyun o kadar büyük ki, o kadar olur yani. Nedir o büyük oyun? Anlatmıyorlar. Çok büyük! Ne büyük efendim? Oyun. Hangi oyun? Büyük oyun canım!

Tamam şimdi oldu.

Bu arada CHP geri kalır mı? Adalet yürüyüşü ile kazandığı sempatiyi kamyon kamyon çöpe atan bir genel başkan… Mesela artık Gandi’ye benzetebilir misiniz kendisini? Bu genel başkan artık o kadar semirdi ki (ironi) yürüyemez hale geldi. Ne Gandisi?

Şu kadar geçersiz oymuş… Delegenin 2 fazlası veya eksiği olsa ne olacak? Artık bu iş sizinle yürümüyor diyen bir delege çoğunluğu var. Buna karşı duramazsınız. Ama o da ne! Kılıçdaroğlu, kurbanlar vererek daha çok tahtında oturmak istiyor. O taht artık altında lazımlık olan bir oturak…

“Kelebek kadar ömrümüz var.

Sevmek lazım, hemen başlayalım.” (Redd)

Önerin bu mu diyeceklere; hayır bu değil. Artık öneri falan yok.

Umudum gençlerde. O da öneri değil.

Tatil bana yaramamış galiba ne dersiniz?