Zaman Pedala Basıyor, Karşı Koyamıyoruz

İmece; Türk Dil Kurumu’nun tanımına göre, kırsal topluluklarda görülen ve köylülerce eşit şartlarda emek birliği ile iş gerçekleştirme anlamına geliyor. İkinci anlamda ise yalnızca kırsalda değil; herhangi bir alanda birçok kimsenin toplanıp el birliği ile iş görmesi, işlerin sırayla bitirilmesi anlamı belirtiliyor.
İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana farklı isim ve kavramların altında da olsa aynı ruhun varlığı biliniyor. Atalarımızın geçmişte söylediği; “İnsan insana ihtiyaç duyar” cümlesi de böylece somut bir anlama bürünmüş oluyor.

Geçmişten bu yana insanlar; tek başlarına güçlerinin yetmediği her anda birlik olmuşlardır. Bu sayede birçok iş daha hızlı ve daha iyi biçimde ortaya çıkarılmıştır.

Aynı zamanda bir olma duygusu maneviyatı güçlendirmiş aile kavramının temelleri imece ile desteklenmiştir.
Günümüzde ise yoğun çalışma temposu, ekonomik güçlükler, güvenlik konusunda tedirginlikler, alışılmış çaresizlikler derken herkes önceliği kendine vermiş, bazen de vermek durumunda kalmış vaziyette.
Diğer yandan günümüz şartları imeceyi geri plana itse de aslında daha çok ihtiyaç duyulmaktadır.
Amcalar, teyzeler, dedeler anlatırlar; “Eskiden herkes zanaatkardı, tüm komşular bir araya gelir ev yapardı. İnsanların elinden her iş gelirdi.”

İnsanları elinden artık daha çok iş geliyor. Skala günden güne değişiyor. Yapılan işler değer kazanırken bazı durumlarda ise imece ruhu değer kaybediyor. Zorda kalınca çevresinde bir avuç insanı toplayabilen ihya oluyor. İnsanın insandan bekledikleri dünyaları aşıyor. Bir çivi çakan ardını arıyor. Elini kaldıran karşılığını bekliyor. Günlük hayat ve hızlı akışı bizleri içinde yok etse de kimimiz bunu bahane ediyor.
İnsan, günden güne yalnızlaşıyor. Tesisatçı alt komşusunun adını bile bilmeyen üst komşu ustalarla çalışıyor. İşini yapan usta, parasını alıp gidiyor. Birçok iş profesyonelleşirken günlük hayattaki anlık samimiyetler ortadan kalkıyor.

Genel değerlendirmede profesyonel işler ile gelişim artıyor, hata oranı azalıyor ama geçmişi arayan bir çay içimlik samimiyeti, kapısını çalacak komşuyu arıyor.

Bir yandan güven problemleri yaşıyoruz. Her gün bir başka cinayet, taciz olayını izlerken küçük ekranlarımızda paranoyalarımız baş gösteriyor. Tedirgin oluyoruz. Doğal davranamıyor, duvarlar örüyoruz.

Toplum olarak evriliyor, bir ileri bir geri gidiyoruz.
Cebimizde avantajlar, dezavantajlar taşıyoruz.
Samimiyetimizi korumaya, işlerimizi aksatmamaya çalışıyoruz. Hep bir önceki yılı özlüyor, geçmiş zaman eklerini cümlelerimizden eksik etmiyoruz.
Teknolojinin bizleri nasıl değiştirdiğini bazen serzenişte bulunarak bazen bir oh çekerek anlatıp duruyoruz.

Zaman pedala basıyor, bizler karşı koyamıyoruz.





Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.