Güneşin Sofrasında 2 Yıl

“Bir inanışa göre doğduğumuz zaman bir nasıl öleceğimiz bir de kiminle evleneceğimiz belli olurmuş. Gerisi kader ve bizim işbirliğimize kalmış… Bir hamur gibi şekillendirmek bize kalmış. Düşe kalka öğrenmek şart olmuş… Ben mesela hıdırellez dileklerimin en başına huzur yazdığım bu yıl anladım, ona ne kadar ihtiyacım olduğunu…Ya da bazılarına avarelik gelen aşırı pozitifliği yitirdiğimde anladım, beni ayakta tutan şeyin o olduğunu… Hoyratça kullandığım anlayışımın beni nasıl yıprattığını anladım, anlaşılmadıkça.. Ve hep affetmenin insani bir kusur olduğunu düşündüm, affedilmediğimde… Eski fotoğraflarımda daha çok parlayan gözlerimi gördüğüm zaman fark ettim, uzun zamandır içten gülemediğimi…
Ellerime-ayaklarıma hükmedemediğim o 15 dakikacıkta vücuduma hoyratça davranmamam gerektiğini anladım… Dostların arasında güneşin sofrasında değilim bugün…

***
2016 Mayıs tarihli bu yazı ile karşılaştım geçenlerde bir ikinci el eşya dükkanında. Kulağıma bunları fısıldayan bir resim oldu. Ucuz tahtadan yapılmış bir dolabın üzerine sırf tuvalsizlikten çizilmiş bir resim… Artık bende bile olmayan.
***
Birçok kez duyduğumuz gibi “Hayat bir yol.”
Bu yolda kendinizle birçok kez karşılaşıyorsunuz. Karşılaştığımız manzara biraz olsun tatmin edici ise bir öncekini unutmak kolay oluyor. Ancak can sıkıyorsa durum; hayat size çuvalla pişmanlıklar, kayıplar, yara-bere bırakmış oluyor.
İyileşerek ve gelişerek devam etmeniz gereken bu yolda kişisel gelişim kitaplarından çok kendinize ihtiyacınız var. Bel bağladığınız sayfalar, size kendinizden daha yakın değil ki… Öyle ya siz cebinizde ne olduğunu bildikçe zaten hayatın öğretilerine kulak vermiş oluyorsunuz.
Hayat değişiyor, hayatımız değişiyor…
Hiçbir şey yerli yerinde kalmıyor… Bazen birkaç saniyeliğine fark ettiğiniz bir parfüm kokusunda karşılaşıyorsunuz kendinizle, bazen bir eşya dükkanında… Kulbu kırık bir bardakta ne kadar yol kat ettiğinizi görüyorsunuz bazen… Bazen de atmaya kıyamadıklarınızı atmak, tahmin ettiğiniz hüznün aksine huzurla geliyor yeniden kapınıza… Kavramların anlamı bile değişiyor. Sağlam atılan adımlar tedirgin oluyor, korkular koşar adım kaçıyor yanınızdan…
Küçücük kızlar kocaman kadınlar, kısa şortlu oğlanlar koca koca adamlar oluyor, büyüyor hayatın elinde…
***
Gün doğuyor, gün batıyor.
Karanlık aydınlığı getiriyor.
Aydınlık yıldızları.
Hiçbir şey olduğu gibi kalmıyor.
Dünya dönüyor, mevsimler değişiyor.
Eksilirken eskiyor insanlar…
Eskirken güzelleşiyor…
Vefa,bir semt adı olmaktan çıkıyor artık… Belki biraz da evriliyor…
Eksiğiyle fazlasıyla; dostların arasında güneşin sofrasındayım bugün…
***

“Heeey

hop

Heeey

hep

birden geçelim.

Doldurun çocuklar,

doldurun

doldurun,

doldur içelim.

Dostların arasındayız!

Güneşin sofrasındayız!.”

 

Heeey

hep

birden geçelim.

Doldurun çocuklar,

doldurun

doldurun,

doldur içelim.

Dostların arasındayız!

Güneşin sofrasındayız!.”



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.