ELVEDA GENÇLİĞİMİZ ELVEDA ÜRETİM

Yaşlar ilerledikçe biraz hüzün çökermiş insana… Baharı dolu dolu yaşayıp, koşuşturma içinde geçen yaz mevsiminin ardından, Son baharı bekleyenlerdeniz artık. Gençliğe, üretime elveda diyoruz artık.

Hafta sonu Hüseyin Koç arkadaşımla kordonda dolaştık. Kordonun bir ucundan diğer ucuna varana dek, selam verecek bir tanıdığa rastlamadık. İkimiz de aynı duygu ve düşünceler içerisinde konuyu sorgulamaya çalıştık. Sonra Truva Oteline oturup, önce güneşi batırdık, ardından da Çanakkale’nin geçmiş yıllarını yad ettik.

Önce kapanan fabrikalardan söz açıldı. Hemen bir çırpıda ardı ardına saymaya başladık. Sümerbank sentetik deri, Akfa salça, Pınarbaşı Salça, Trutaş sebze kurutma, Truva deri, Petkim, Tekel Şarap, ilk aklımıza gelip de hatırladıklarımız… Sohbet ilerledikçe, unuttuğumuz diğerlerini de söz arasında sohbete sıkıştırdık. Rahmetli Faruk Semizoğlu’nun un fabrikası başta olmak üzere diğer un fabrikalarını anımsadık.

Çanakkale’nin o yıllarda nüfusu da 50 bine yakındı. Bugünün Çanakkale’si ile kıyaslandığında sıfır işsizlik… Üstelik de iyi düzeyde maaş alan statüsü olan işçi topluluğu vardı kentte. Milli gelir kişi başına hesaplandığında bugünden daha fazlaydı belki de… Doğal olarak sosyal hayat, yaşantı ve eğlence, dostluklar cemiyetler de çok zengin oluyordu. Üretim ve birikim yapıldığı yıllardı o yıllar. Kordon bu kadar kalabalık değildi. İskele Meydanında trafik saç baş yoldurmuyordu. Sosyal medya yoktu ama sosyallik ve yardımlaşma vardı.

Hafta sonu geldiğinde iskele meydanındaki trafik karmaşasından bir türlü Çanakkale halkı kurtulamaz oldu. Nedendir bilinmez ama, hiçbir yetkili de çıkıp ‘neler oluyor? Niçin buraya bir çözüm getiremiyoruz?” diye de ne kendisine ne çevresine ne de emrindekilere soruyor. Olan da halka oluyor. Yıllar önce GESTAŞ’ın Akbaş-Karacaören hattı projesi vardı. Neden bu proje hayata geçirilmiyor? Bölgedeki arsalarda beklenen bir durum mu vardır?

İÇDAŞ, Çanakkale Seramik Fabrikaları, Dardanel, Doğtaş, şuan Çanakkale bölgesinde istihdam sağlayan kuruluşlardır. Özellikle İÇDAŞ ve Çanakkale Seramik Fabrikaları, önemli üretim merkezleri haline geldi. Bu işletmelerin üretimleri ülkeye döviz getiriyor. Önemli ihracat yapan firmalar arasında. Dardanel de son yıllarda şirkete safsata olan sektörlerden çıkarak asıl işine yönelmeye başladı. İkinci nesil sanayici olarak bilenen babaların oğulları, hem kendi şirketleri, hem de ülke için önemli isimler içerisindeler.

İÇDAŞ, son aylarda önemli ölçekte ihracat yapıyor. Dövize ihtiyacımız olduğu bugünlerde ekonominin dinamosu görevini üstlendi. Çanakkale Seramik ise bu hafta 61. Kuruluş yılını kutlayacak. Seramik sektörünün dışında silah, havacılık, gıda sektörleri ile de en az kendisinden seramik kadar söz ettirecek. Zeynep Hanım -Osman Bey ikilisi bayrağı daha da zirveye çıkaracaklar. Dardanel’de Mehmet Önen, dönemi daha farklı gidiyor.

Siyasiler başta olmak üzere yetkililer ve kentin karar alıcı mercileri, üretimin önünü açmalılar. Üretene destek vermeliler. Artık “apartman ekme” dönemi sona erdi. Bu sektör patlama noktasında. Paramızı, emeğimizi, umudumuzu taşa toprağa gömmemeliyiz. Üretmeliyiz. Üretirsek, hem kendimiz hem ülkemiz düze çıkar. Yoksa kordonda selam verecek adam arar dururuz.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com