Şaşıracaksın Kardeşim…

Çok değerli yazar Ümit Kıvanç’tan bir alıntıyla başlamak istiyorum. Kıvanç soyadını hatırlıyorsunuz bir yerlerden evet evet, Halit Kıvanç’ın oğlu…

 

“İfrit olduğum yeni moda çirkinliklerden biri, özellikle sosyal medya aracılığıyla yaygınlaştırılıp yerleştirilen ‘şaşırdık mı’ jesti. En saf ve toparlanmış haliyle, ‘ben zaten her şeyi baştan biliyordum’ manasına gelen bu şımarıkça tutum, birçok yönden ele alınıp yerden yere vurulmalı.”… “Şaşıracaksın, kardeşim. Her defasında, ‘olmaz bu!’ diyeceksin. Şaşıracaksın ve merak edeceksin. Bildiklerinle değil bilmediklerinle meşgul olacaksın.”

••••••••••

Katılıyorum ancak hemen her gün şaşıra şaşıra bir hal olduğumuz da bir gerçek… Örneğin Çorlu tren kazası. Kibirli ve iş bilmez yöneticilere şaşırmadık! Demeyelim. Şaşıralım ki, alışkanlık yapmasın. 5 yıl önce Yol bekçilerine gerek yok diyen nerede? Diye soralım.

Bildiğiniz gibi tren yolu üzerindeki menfezlerden birinin üzerindeki toprak boşalmış ve kaza meydana gelmişti. Yolu kontrol eden bir görevli olsaydı, belki de menfezi görüp uyaracaktı.

Şimdi aynı yere taş dolgu yapılmış. Kimi uzman, yapılan dolguyu ‘makyaj’ olarak nitelerken, kimi de dolgunun oturması için 2 Milyon ton yük geçmesi gerekir üzerinden diyor. Bir başka uzman ise güzergah değişmeli çünkü coğrafi yapı nedeniyle yağışlardan zemin bozulmaları olabilir diyor. Hâlâ aynı hattı açık tutmaya çalışanlara şaşırmayalım mı? Şaşıralım, tepki verelim, benzeri kazalara davetiye çıkarıyorsunuz diyelim.

Örneğin Ceceli olayı. Eşini aldatmış, boşanmış yeni bir evlilik yapmışsın. Yargı çocuğu anneye vermiş. Velayet davası açmışsın. Çocuğunu istiyorsun. Bunun için eski eşinin evine kamera yerleştiriyorsun. Eşine ve bir kadın arkadaşına ait özel hayatı ilgilendiren görüntüleri elde ediyorsun. Sonra bunları mahkemeye delil olarak veriyorsun. Yetmiyor, basına sızdırıyorsun… Pes yani! Buna şaşırmayalım mı şimdi? Özel hayata karışma diyelim, bu nasıl delil toplama diyelim, küçücük çocuğun ruh halini düşünün diyelim.

Adnan Hoca olayına şaşırmayalım mı? Bunca yıldır korunup kollandıklarını hissediyorduk. Aileler feryat ediyorlardı. Çocuklarımızı kurtarın diyorlardı. Şimdi öğreniyoruz ki, (Hem de bir dönemin efsane emniyetçisi Sadettin Tantan’dan) yıllar önce operasyon yapılmış ama kollanmışlar. Mahkeme süreci uzatılmış, zaman aşımı denmiş 5 yıl sonra… Baksanıza, geçmişte çocukları için Adnan Hoca’dan şikayetçi olan bir aile ne diyor: Savcılıkta tatlı ikram edip, işlem yapmadan saldılar bizi…

Artık yetti denmiş belli. 2 yıl teknik takipten sonra polisin 2 Bin sayfalık fezlekesine göre işlemedikleri suç kalmamış. 6 ülkeye yayılmışlar. Ayrıca FETÖ ile iltisaklı oldukları söyleniyor. Şahsın kendine ait televizyonunda “İnşallah”lı “Maşallah”lı garip garip mizansenler… Örgütün ikinci adamı Oktar Babuna’nın geçmişteki şaibeli kan toplama olayı. Gizli servisler, kafa bulandıran kitaplar, yayınlar… Şaşırmayalım mı? A, şaşırmadık, olur böyle şeyler veya bunlar zaten böyle olur mu demeliydik?

Ya Şule Çet? Babası, “annesinin ölümüyle bir yarım gitmişti, kızımın kaybıyla yüreğimin diğer yarısı da gitti” diyor… 20 kattan düşüyor ama camın pervazında, çerçevesinde parmak izi yok. Deliller saklanmış. Şüphelinin kolundaki sıyrıkları rapora yazmamış doktor. Otopsi raporu ise korkunç. Kanında “Uyumayı tetikleyen uyarıcı madde bulunmuş, “ters ilişkiye zorlandığına dair” bulgular olduğu belirtiliyor. Şaşırmadık! Diyebilir miyiz?

Hiç mi umut yok? Olmaz mı, buyrun:

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin “Anamur Kıl Çadırına Güneş Doğuyor” projesi. Toros Dağları’nın eteklerinde hayvanlarını otlatabilmek için göçebe hayat süren ve son yıllara kadar çadırlarını tüplü lambalarla ve el fenerleriyle aydınlatan Yörükler, elektrik ihtiyaçlarını, kendilerine dağıtılan güneş enerjisi panelleri sayesinde gideriyor.

Tüplü lüksler ve el fenerleriyle çadırları aydınlatan ancak birçok elektrikli aleti kullanamayan Yörükler, şimdi güneş panelleriyle elde ettikleri elektrikle, aydınlatma, yayık ayran ve hamur makinesi, televizyonlarını çalıştırabiliyor. Cep telefonlarını şarj edebiliyor. Hem de 2000 metre yükseklikte…

Şaşırdık mı, şaşırmadık mı siz karar verin. Her ne derseniz deyin, işini iyi yapanı alkışlayalım derim.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.