Bozcaada’da Bağcılık Zorlaşıyor

Bozcaada Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Sabri Güler ile Bozcaada Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Üye ve Muhasibi Ali Ertan’ın gazetemize yaptığı açıklamalarda; geçmişten bugüne adada süren bağcılık hakkında bilgiler vererek aslında dışarıdan göründüğü kadar toz pembe olmadığını aktardı.

Ülke genelinde ekonomik zorluklardan sıkça söz ettiğimiz bugünlerde, halk arasında en çok doların, benzinin fiyatı konuşuluyor. Edilen sohbetlerde çözüm ise genellikle yerli üretimin gerekliliği oluyor. Ancak ülke tarihimizi incelediğimizde tarımsal faaliyetlerimizin iç acıcı olmadığını görüyoruz. Köyden kente göçün artarak devam edişi, köylünün durumu hakkında ipucunu aslında bizlere veriyor. Basında yer alan haberlerde sıkça söz edildiği gibi eskiden yıllık hasadıyla oğlunu kızını evlendiren çiftçimiz artık bunu tarlasını satarak yapabiliyor.

Bozcaada, üzüm üretiminin fazla ve özel olduğu yerlerden biri. Turistik açıdan da şanslı. Ada olmanın avantajlarıyla kazandığı ününde özel üzümlerinden yapılma şarap da var. Yaz aylarıyla birlikte canlanan bir cazibe merkezi. Ancak diğer taraftan adada bağcılık geçmişten bugüne küçümsenemeyecek değişiklikler yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Bozcaada Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Sabri Güler ve Bozcaada Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Üye ve Muhasibi Ali Ertan yıllardır bağcılık ile ilgilenen ada sakinleri olarak paylaştıkları görüşlerinde; Bozcaada’da turistik ziyaretlerin bağcılığa faydasının kısmen olduğunu ancak ada bağcılığında genel bir pazarlama sorunu yaşandığını ifade ediyorlar. Alınan bilgilere göre; dışarıya gönderilen şaraplık üzümde büyük bir azalma yaşanırken adada şaraphaneler ise bu yılki stoklarını tamamen doldurmuş durumda. Bozcaada’da bağcılık yapan çiftçileri büyük sıkıntılar bekliyor.

YEVMİYE, ALANA AZ VERENE ÇOK
Bozcaada Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Sabri Güler; konuyla ilgili konuşmasında; “En büyük sorunumuz bağlarda çalışacak işçi bulunmaması… Sonrasında da ürünün pazarlanmasında da sorun var. Üretilen ürünü elinizden çıkarmanız zor. Masraflarınız oldukça yüksek. Oysa ürünü pazarlama bazında ürünün alış fiyatını müşteri daha çok belirliyor. Yani satıcı değil de alıcı belirleyici. Üretici daima ürününü kendisini kurtaran fiyattan pazarlamak ister. Ancak beklediğini bulamıyor. Bağcılık emeği yoğun bir iş. Senede 13-14 kez bir kütüğün başına gitmeniz gerekiyor. İşçilik yani yevmiye ise alana az verene çok geliyor. Klasik bağların işçiliği daha fazla. Bağcılığın kabuk değiştirmesi gerekiyor. Makineleşmeye geçmek ve işçiliği azaltmakla maliyeti aşağıya çekmek gerekiyor. Çiftçinin kazanması için. Tamamıyla insan elinden çıktığı zaman cebinizden de para çıkmış oluyor.”

“BU YIL SARNIÇLAR TAMAMEN DOLU”
Güler, turizm sayesinde üzümün bir kısmının pazarlanabildiğini belirterek; “Burası turizme yönünü dönmüş bir ada. Turizmin en büyük destekçisi bağcılık. Elbette turistler adanın birçok farklı özelliği için buraya geliyor ama bağcılığın da büyük desteği var. Turizmin kısmen bağcılığa faydası var kısmen de zararı var. Pazar bulma sorunumuz olduğunu söylemiştik, turizmle pazar bir nevi ayağımıza gelmiş oluyor. Gelen turiste sofralık üzümü pazarlama şansımız oluyor. Turist gelmese orada da sıkıntı yaşayacağız. Diğer taraftan olumsuz etki şöyle: Lokantada yemek yiyen ve otelde kalan turistler nakit ve ya kredi kartı ile en az 1 ay içinde ödemesini yapmış oluyor. Bağcılık öyle değil; 1 yıl boyunca çalışıp mücadele edeceksiniz. Ürün alıp almayacağınız ise belirsiz. Ürünü elde ettikten sonra pazarlama zorluğu var. Çok riskli bir iş. 2 tür üzüm var; şaraplık ve sofralık. Sofralığın satışı yapılırken şaraplık üzümü meyve suyu fabrikaları almıyor. Şaraphanelere veriliyor. Bu yıl sarnıçlar ise dolmuş vaziyette.” diyor.

“YA ALICI FİYATINA RAZI OLACAKSINIZ YA ÜZÜMÜ KÜTÜKTE BIRAKACAKSINIZ”
“Üzümü dışarıya pazarlamaya çalıştığınızda nakliye problemi oluyor. Gemi geçişleri, nakliye giderleri çok fazla.Bu durumda alıcı fiyat belirliyor. Nakliye giderlerini düştüğünüzde ise elinizde az bir para kalıyor, bazen kalmıyor. Bu durumda; ya bağda kütüklerin üzerinde bırakacaksınız üzümü ya da o fiyata razı olacaksınız.” diye de ekliyor.

DIŞARIYA GİDEN ÜZÜM 45 GÜNDEN 6 GÜNE DÜŞTÜ
Bozcaada Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Üye ve Muhasibi Ali Ertan, geçmişten bugüne ada ve ülke genelinde tarımsal üretimin durumuna da değinerek şu ifadeleri kullandı: “Bağcılık göründüğü gibi değil. Çok meşakkatli bir iş. Turizmin desteği ile belli bir yüzdesini pazarlama şansımız oluyor. Ancak yine elimizde kalan oluyor. Evvelki sene 7 gün, geçen sene 6 gün dışarıya üzüm gönderdik. Eskiden en az 40-45 gün gönderirdik. 20 kamyon giderdi. Bundan 25-30 sene önce durum böyleydi, çok da iyiydik. Günlük, 20 kamyon gider, arabalar da 1000 kasadan fazla alırdı. Geçen sene bir kamyona en fazla 450 tane kasa yükleyebildik. En sonunda sevkiyatlarımız durdu. İstanbul’a 1500 TL nakliyesi vardı. Ülkemizde tarım çok büyük değişikler yaşadı. Hep zarar. Adada bağcılık çok iyi durumdaydı, Bayramiç taraflarında da bağcılık ile uğraşan kişi sayısı artmıştı, şimdi hepsi birer birer vazgeçiyor.”

Yıldız Sağlam



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.