Yapmadan Yapmak

“Çağın hastalığı” tabirini doğru kabul ederek olursak “yapmadan yapmak” tanımını da bu hastalıklardan birini anlatmak için kullanabiliriz.

Biraz daha eskiye bakınca; insanlar arasında yapılmış görünmez anlaşmalara rastlıyoruz.

Bazı davranışlar, bazı olaylar kimsenin bir şey demesi beklenmeden ya da gerek kalmadan halledildiği gibi eksikler de aynı şekilde örtülüyordu.

Zamanla birlikte birçok olgu gibi insanın kendini ifade etme biçimi de değişti. İnsanın kendini ifade şeklindeki gelişme toplumlara göre; hızını ve biçimini değiştirse de içinde bulunduğumuz çevre, bir noktadan sonra daha çok kelime ile kendini anlatır hale geldi.

İnsanın kendini ifade biçimi, elbette önemli. Mesela sevildiğinizi bilseniz de uzun süre duymamanın kötü hissettirmesi gibi duymak yaşam kalitenizde olumlu değişiklik yapıyor.

Ancak diğer yandan kendini ifade etmeyi gün geçtikçe daha çok önemseyen insan; ifade ettiklerinin içini boşalttığını fark etmeyebiliyor.

Mesela, yapılacaklar listesi ve aciliyetinin konuşulduğu toplantı sırasında listeden hiçbir maddenin eksiltilememesi gibi.

Bu durum ikili ilişkilere yansıdığında ise bir yerden sonra “samimiyet eksikliği” ortaya çıkıyor.

Herkes anlatıyor; herkes davranış analizleri yapıyor, olması gerekenlerden bahsediliyor…

*

Tüm bunların sonunda ise elde kelime yığınları dışında hiçbir şey kalmıyor.

İşin kötü tarafı eylemlerin çoğunlukla sözde kalması; kelimeleri her gün biraz daha anlamsızlaştırıyor.

“Ama” çok daha fazla konuşmada yer alarak olanların aslını yok ediyor.

Geriye dönüp bakalım şimdi…

Ağızdan çıkan tonla kelime…

Kelimelere sıkışmış, gerçeklikle buluşamamış eylemler…

Bu ikisi arasında mekik dokuyan ve hiçbir zaman derinleşemeyen yavan ilişkiler…

İyi görünümlü kötüler…

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.