Almanlar da ağlar!

Bir kaç şampiyonadır, bir önceki şampiyonlar eleniyor. Hani futbol, eski futbolcu Lineker’e göre 22 kişi oynanan ve sonunda Almanlar’ın kazandığı bir oyundu ya…

İşte bu gelenek şimdilerde darbe aldı, Almanlar kazanamıyor ve eski şampiyonlar  turnuvalardan eleniyor. 4 yıl önce İspanya’nın başına geldiği gibi… Almanlar, 2018 dünya kupasında gruplarında sonuncu olarak elendi!

Aslında siyaset yazacaktım. Yazacağım da… Almanları tribünde ağlar vaziyette görünce hemen atladım üzerine. Duygudaşlık kurdum. Teselli buldum. Biliyorsunuz Türkiye’nin %48’i aynı durumda. Maçı aldık havasına sokanlar utansın!

Seçimlerde elde edilen sonuçları kabul etmekle birlikte, adil bir süreç yaşanmadığı, bizlere özgü bir garabetin yaşandığı gerçek. ‘Münferit’ görülse de Urfa’da olanlar, sandık basmalar, sandıkla oy kaçırmalar; CB adayı İnce’nin oylar çalınmıştır ama sonucu değiştirecek kadar değil açıklamaları… Cennet mi Cinnet mi bilemediğim Türkiye’nin son incileri oldu. Garipliklerin gerçekleştiği, garipliklerin ‘hayatın olağan akışı’ sayıldığı anlar yaşadık. İzler karıştı tamam da, kavramların içi boşalmıştı ve bu sefer kavram bile yoktu sanki.

İsmail Küçükkaya ile M.İnce’nin ilişkisi mesela. Dostlukları nerede başladı, nerede bitti? ‘Adam kazandı’ cümlesinin ifşası gazetecilik mi, dostların birbirini satması mı?

Küçükkaya, ‘rakı sofrasında değildik’ diyor. 00.37’de ortadan kaybolan bir CB adayına ulaşmayı ve ondan bir açıklama almayı dostluğunu kullanarak gerçekleştirdiğini söylemezken başka bir yerden hava kaçırıyor. Meğerse daha önce İnce’den adaylık tüyosunu almış ve yazmış ama hiçbir itiraz olmamış ona. Bu sefer de istese İnce, ‘yazma bunları’ diyebilirmiş… İkisi de birbirini satmakla suçluyor.

Ortada bir satış var ama kullanan kim, kullanılan kim belli değil. Aslında belli ama bu yorum bende saklı kalsın.

Efil efil delikli file havasındaki bu diyaloğa ve sahiplerine diyecek başka bir şey yok. Allah muhabbetinizi artırsın. (Deliksiz file olmaz bunu da ifade etmiş olayım, laf gelişince karşısında duramıyorsun işte.)

Seçim gecesi, bu satırların yazarı garibin de içinde olduğu, iktidar tarafından gaddarca ötelenmiş bir kitle sahipsiz kaldığını hissetti. Kim tarafından? Destek ve gönül verdikleri tarafından.

Hani Tayyip Erdoğan, asıl ve potansiyel kitlesine cümle arasında, kelime arasında veya dimdirek ‘Siz bana muhtaçsınız’ der ama siz diyemezsiniz Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın İnce. Size de muhalefet gelişebilir ve siz buna göre tartılırsınız. Yani bunu ne kadar kabul veya reddettiğiniz çapınızı ortaya koyar.

Mesela Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ı tebrik etmediği için veya İnce tebrik ettiği için demokrat olmazlar. İnce, TRT ekibini kovmayıp, kendisine karşı geliştirilen davranışa tahammül gösterdiği … Ve uzun gecenin açıklamasını ‘bizim anlayacağımız’ şekilde yaptığı zaman…

Kılıçdaroğlu, seçimlerden nasıl galip çıktığını ve koltuk sevdalılarını açıklamadan…

Falan filan… Ve hatta cart curt!

Bu mudur Abi? Budur sayın kardeşim.

Hırsızın hiç mi suçu yok Abi?

Yok bilader.

Hiç mi Abi?

Yok dedik ya…

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.