MARAZ DOĞDU!

Hani, “iyilikten maraz doğar” derler ya. Aynen öyle. Süper Marketteyiz. Kasaya geldik. Önümüzde bir yaşı teyze var. Alışveriş yapmış. Kasiyer kımız sordu, “Teyze. Filan kartın var mı?” Marketlerin verdiği karttan bahsediyor. Teyze yok dedi. Biz de araya girerek, “Bizim kartı kullanalım. İndirim varsa teyze faydalansın.” dedik. Kız işlemi yaptı. Teyze bu kere, “Peki kazandığım puanlar ne olacak. Bu adama gidecek” demez mi? Kasiyer anlatmaya başladı. “Teyzeciğim. Aldığın ürünlerde indirim varsa sen faydalanacaksın. Bu amcanın bir karı yok” dese de nine ikna olmamış gibi göründü. Sözde iyilik yaptık. Fırçayı yedik. Velev ki, puan kazanmış olsak, bu alışverişten ne kadar puan kazanılır ki? On para bile olmaz. Ancak gel de teyzemize anlat. Yani anlayacağınız, iyilikten maraz doğdu vesselam.

PAZARCI TEYZE

Bir Teyze hikâyesi de pazardan. Cuma pazarında bir hanım teyzemizden Kiraz aldık. Fiyatı 6 lira. Pazar günü yine yolumuz düştü. Mal, aynı mal amma, bu sefer üzerinde 7 lira yazıyor. Teyzeye sorduk; “Cuma günü altı liraydı. Aradan bir gün geçti. Ne değişti? Gerekçesini açıklar mısınız?” dedik. Kadın güldü. “Seçim var ya. O yüzden” deyiverdi. Oh ne güzel memleket. Kar yağdı zam. Yağmur yağdı zam. Bayram zam. Ramazan zam. Allah’tan korkun yahu. Gelelim patates ve soğana. On beş gün almayın. Çürüsün malları. Görün bakın ayağa düşüyor mu, düşmüyor mu? Biz karar verdik. Normal fiyatına inmezse, eve soğan patates almıyoruz. Yemeyelim yahu. Kıyamet mi kopar?

GÜLMECE

Köyde ağır bir hasta vardır. Kasabaya götürürler, hükümet doktoru ilaç yazar, reçete bir de fitil vardır. “Bunu anüsten sokun!” der. İlacı alır, köye giderler ama “anüs” nedir bilmezler ki! Bunun için, doktora telefon edip rahatsız edilir mi? Sonunda yalvar yakar muhtarı kandırırlar, köy odasından sağlık ocağına telefon açılır, muhtar doktora derdini anlatır, “Peki doktor bey!” deyip telefonu kapatır.
Sorarlar:
“Ne dedi?”
“Makattan sokun dedi!”
Makat da ne demek?
Bilen yok!
Birini telefon etmeye razı ederler, adam “Yapmayın, etmeyin, doktor bey kızacak, hem de çok kızacak!” derse de söz geçiremez, açar telefonu sorar, doktoru dinledikçe de alı al, moru mor olur, “Kusura bakma doktor bey!” diyerek telefonu kapatır:
“Ben size çok kızacak demedim mi?”
“Ne dedi?”
“Kıçına sokun dedi. Kıçına”

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com