Tembellik Üzerine

“Olsun”
O olsun, bu olsun, hepsi olsun.
“Ne kadar ekmek o kadar köfte” lafı da “Ne ekersen onu biçersin” lafı da bu toprakların ürünüdür. Diğer yandan bu toprağın insanı, ironik bir tembellik örneği gösterir.
Hepimiz her şeyi ister ve olmasını bekleriz. Beklentiler uğruna ter döken, bedel öderken hayıflanmayan, çaba gösteren, isteklerinin benliği ile örtüşüp örtüşmediğini bilen kaç kişi var?

Olumlu şeyler için çaba göstermek şöyle dursun, sürekli bir yakınma haliyle donatılmış hayatlarımızın pozitif yanlarından güç bile almıyoruz çoğu zaman. Hep güzelliklerle gelmesini beklediğimiz gelecek için kaç tuğla koyuyoruz mesela?
Mesela mesleğimizde en iyilerden biri olmak için uğraşıyor muyuz?
Yeterince iş aradık mı, “İş yok” derken?
Fedakarlık yaptık mı hiç? Yoksa bu kelimeyi yalnızca söyleyip durduk mu?
Söylem ve eylemlerimiz kaç kez buluştu?
Kaç söylemimizin altı boş kaldı?
Denize girmeden yüzmeyi bilmek istedik mi hiç?
Ya da o tamah ettiğimiz bir kuşak öncesindeki duygular için ödenen bedelleri es geçmek işimize mi geliyor?

Dokunmamış, dokunulmamış hayatlar var. Bir de onlara haksızlık eden kahramanları… Hayal kırıklıklarını çığ gibi büyütmek, küçük mutlulukları görememek ne acı…
Hiçbir uğraş vermeden güzel günlere göz dikmek ne büyük talihsizlik.

Yıllarını dünyada geçirip yaşamaya başlamamış nice insan…
Kavgadan bihaber, kayıptan bihaber, alnındaki terin hazzından bihaber nice insan…
Emek verene saygı duyan, emeğin kelime anlamına hakim olan ama tadından bihaber nice insan…

Başa dönelim. Bir denge var. Ektiklerimiz bizi yaşatan. Ekmeden biçmek istiyoruz bazen, fark etmeden. Bazen tembellikten…
İnsan erdemle yaşamalı.
Ya yakınmamalı zararından ya da kar için çalışmalı.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com