ORTAYA KARIŞIK

Bugün seçim var. Ve seçim yasakları da yürürlükte. Bu sebeple, ortaya karışık yapalım dedik. Propogandalar bitti. Gürültüler gitti. Kafalarımız rahat etti. Gelin, bugün deyimlerin hikayeleri ile ilgili bilgileri aktaralım. Çam devirmek deyimi. Zengin bir adamın, Göztepe Erenköy taraflarında, sekiz on dönüm bahçeli, büyük bir köşkü varmış. Adam bu bahçenin bir köşesine bir bina daha yaptırmaya karar vermiş. Eski binalar hep ahşap yapıldığı için gereken keresteyi tomruk halinde getirtmiş ve inşaat yaptıracağı yere istif ettirmiş. Bu tomrukların içinde çam, gürgen, meşe ve ceviz ağaçları da bulunuyormuş. Sayfiye mevsimi olmadığı için Nisantaşı’ndaki konağında oturan zengin adam bir sabah, köşküne gitmiş ve köşkün saf bekçisine emir vermiş: -Bir hızarcı bul, bahçedeki ağaçların arasındaki çamları biçtir, tahta ve kalas yaptır demiş. Saf uşak da efendisinin emri üzerine hızarcıları bulmuş. Çam tomrukları yerine, köşkün bahçesinde ne kadar kıymetli çam ağacı varsa kestirip devirmiş. Bu akılsız uşağın adı, çam deviren uşak kalmış.

ATMA RECEP DİN KARDEŞİYİZ

Balkan devletlerinin mühim bir kısmı ve bu meyanda Arnavutluk, Osmanlı İmparatorluğu haritasına dahil iken, bu ülkeleri idare etmek çok zordu. Bu devirlerde sık sık dağa çıkan Arnavut eşkıyalarını takip eden hükümet kuvvetleri Recep isminde bir sergerdenin avanesini kuşatıp sıkıştırıyorlar. Çıkar yol kalmadığını gören Arnavutlar ve başlarındaki Recep, saklandıkları yerden bağırıyorlar: -More atmayın, biz de din kardeşiyiz, teslim olacağız.

Teslim oluyorlar, az bir ceza ile kurtuluyorlar. Fakat palavracı Arnavut bu olayı şurada burada anlatırken: – “More vallahi geberttirecektim zaptiyeleri, çoluğumuz çocuğumuz var deyip ağladılar, acıdım da bıraktım.”, şeklinde palavra atınca, etrafında toplanıp dinleyenler arasında olayın iç yüzünü bilen birisi: – “Atma Recep biz de din kardeşiyiz…” deyince Arnavut Recep’in yüzü kızarıp bozarır.

GÜLMECE
Adamın biri eşeğini dehliye dehliye ekin biçmekten geliyormuş. Öyle bir terlemiş, öyle bir susamış ki; yolda bir Yörük çadırı görmüş. Çadırın önünde yedi sekiz yaşlarında bir çocuk oynuyormuş. Adam çocuğa seslenmiş: – Evlâdım, bana bir bardak su verebilir misin?
Çocuk adama bakmış ve demiş ki: – Amca, istersen ayran getireyim.
– İyi olur oğlum. Çocuk bir tas ayran getirmiş. Adam bir dikişte ayranı bitirmiş ve derin bir oh çekmiş. Çocuk yine demiş ki:
– Amca, istersen bir tas daha getireyim? – Getir oğlum. Adam ayranı yine bir dikişte bitirmiş. Çocuk yine sormuş: – Amca, istersen bir tas daha getireyim? Susuzluğunu dindiren adam, çocukla alay etmeye kalkmış: – Lan oğlum, nerden buldunuz bu kadar ayranı? Çocuk boynunu bükmüş: – Amca, zaten biz bu ayranı dökecektik.
– Niye oğlum? – İçine fare kaçtı da ondan! Adam öyle bir sinirlenmiş ki; ayran içtiği tası yere fırlatmış, tas da bir taşa çarpıp parça parça olmuş. Çocuk başlamış ağlamaya: – Annneee!.. Bu adam bizim köpeğin yal tasını kırdı!.. Seçim memleketimize hayırlı osun. Sağlıcakla kalınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.