Barışın Kentinde Yaşam Savaşı Verenler

Son dönemde çevresinde yükselen yüksek katlı apartman binalar arasında çadır baraka bozması evlerde yaşam mücadelesi verenlerin mahallesi, Atatürk Mahallesi’nin durumu içler acısı… Barışın Kenti’nde yaşam savaşı veren mahalle sakinleri, kendilerine verilen sözlerin tutulmadığından dert yanıyor. Mahallelinin sorunları, say say bitmiyor…

Çanakkale şehir mezarlığının karşısında, 90’lı yılların ilk çeyreğinde yavaş yavaş oluşmaya başlayan Atatürk Mahallesi, ne Valilik ne de Belediye tarafından tanınıyor. Resmi kurumların dosyalarında adı dahi geçmeyen mahallenin hali içler acısı. Barışın kenti, Çanakkale’de yaşayan mahalle sakinleri yaşam savaşının hakkını sonuna kadar veriyor. Mahalledeki evlerin büyük bir çoğunluğunu çadır baraka bozması evler oluşturuyor. Tek tük tuğla yapımı evler göze çarpıyor. İnsanların yaşadığı, ev demeye bin şahit isteyen yapıların büyük bir çoğunluğunda elektrik, su ve altyapı sistemi bulunmuyor.
Mahalle popülasyonunun çoğunluğu geçimini çöplerden sağlıyor. Farklı işler yapan kişiler de var ancak onların hepsinin derdi aynı… Mahalle sakinleri kendilerine “ev” sözü veren siyasilerin nereye kaybolduklarını merak ediyor… 2015 genel seçimlerinde Atatürk Mahallesi’ni ziyaret eden zamanın milletvekili adayları, mahalle sakinlerine “Çadırlar yıkılacak evler yapılacak” diyerek sözler vermişler. Ancak seçilmelerinin ardından mahalleye bir daha uğrayan siyasi olmamış. Mahalle sakinleri, insanca bir yaşama kavuşmak için kendilerine verilen sözlerin tutulmasını bekliyor.
“BİZİM GİDECEK YERİMİZ YOK”

Çadır barakalarda yaşayan yurttaşlardan biri 55 yaşındaki Kemal Kırar. Kucağına aldığı kalp hastası kızını gösteren Kırar; “Çocuklarımız çadırda doğdu; çadırda evlendi… Çadırda da ölelim mi?” diyerek isyan dolu bir sesle sakince sitem ettiği konuşmasının devamında kendilerine muhatap bulamamaktan ve ilgi görememekten dem vurdu. Kırar; “Biz insan değil miyiz? Bize bir ev çok mu? Valiliğe gidiyoruz Belediye’ye yolluyor, Belediye’ye gidiyoruz Valiliğe yolluyorlar… Arada gidip geliyoruz. Her tarafımız bina oldu, biz nereye gideceğiz? Bize ev yapmalarını istiyoruz. Yarın bir gün bizi buradan kovalayacaklar. Bizim gidecek yerimiz yok. Ya bize burada ev yapsınlar ya da bizi Amerika’ya, Fransa’ya başka yere sürgün etsinler… Romanların yaşamaya hakkı yok mu?” dedi.
ÇOCUKLARININ SAĞLIĞINDAN ENDİŞE EDİYOR
Atatürk Mahallesi’nde pis su gideri bulunmadığı için atık sular evinin yanında biriken 24 yaşındaki Sinan Demirezen ise bebeklerinin sağlığından endişe ediyor. Banyo, tuvalet, mutfak, oturma odasının 15 metrekare içerisinde bulunduğu tek göz bir barakada yaşam mücadelesi veren Sinan Demirezen; “Bizlere ev sözü verildi ancak geçen zamanda bu sözler tutulmadı. Devletimizden yardım bekliyoruz. Evimin dibinde pis kanalizasyon suları birikiyor. Benim iki tane çocuğum var. Hastalanmalarından korkuyorum. Biz betonda yatıyoruz. Tek isteğimiz insan gibi yaşamak. Buraya köpek bağlasan yaşamaz” dedi.
Atakan Alkış



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.